Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/305 E. 2011/4055 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/305
KARAR NO : 2011/4055
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 101 ada 823, 824, 825, 826, 827, 828, 829 ve 847 parsel sayılı taşınmazlar, miktar hanesi açık bırakılmak suretiyle sırasıyla …, … … , …, …, …, …, … ve … zilyetliğinde olduğu, ancak, …kadastro Mahkemesinin 2007/256 esasına kayıtlı dava dosyasında dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Kadastro Mahkemesinin 2007/256 esasına kayıtlı dava dosyasında Orman Yönetimi tarafından davalı sıfatıyla Hazine aleyhine açılan orman kadastrosuna itiraz davasına ilişkin dava dosyası ile tutanak asılları birleştirilip gerekli ilanlar yapılmış, Orman Yönetimi tarafından dava, kadastro tesbit tutanaklarında zilyet olarak gösterilen …, … … , …, …, …, …, … ve …’ ya yaygınlaştırılmış, … 02.08.2007 tarihinde çekişmeli taşınmazın kayınpederi … aitken, eşi … ile kendisine bağışladığı, aına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece … İlçesi … 101 ada 825, sayılı parselin 3114,71 m2, 101 ada 826 sayılı parselin 3166,70 m2, 101 ada 827 sayılı parselin 3265,33 m2, 101 ada 8282 sayılı parselin 5043,01 m2, 101 ada 829 sayılı parselin 5139,28 m2, 101 ada 829 sayılı parselin ise 5139,28 m2 yüzölçmünde orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 101 ada 847 sayılı parselin fen bilirkişi Drumuş … İmdat tarafından düzenlenen 20.05.2010 tarihli rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 501,76 m2 bölümünün 823 sayılı parselin aynı krokide (B) ile gösterilen 28,88 m2 , 824 sayılı parselin (C ) ile gösterilen 8046,73 m2 bölümlerin ifrazıyla bu bölümlerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, aynı bilirkişi krokisinde 847 sayılı parselin (F) ile gösterilen 24874,52 m2, 823 sayılı parselin (E) ile gösterilen 5217,54 m2, ve 824 sayılı parselin (D) ile gösterilen 1357,76 m2 bölümlerinin dava dışı olduğu anlaşıldığından, bu blümlerin aynı parsel sayısı ile kadastro tesbit tutanağında yapılan tesbit gibi tescili için Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece çekişmeli parsellerin tamamının orman kadastrosuna itiraz davasına konu edilmediği, 825, 826 ve 827 sayılı parsellerin tamamının, fen bilirkişi krokisinde 847 sayılı parselin (A) ile gösterilen 501,76 m2 bölümü, 823 sayılı parselin (B) ile östeilen 28,88 m2 bölümü, 824 sayılı parselin (C) ile gösterilen 8046,73 m2 bölümü, 825 sayılı parselin (D) ile gösterilen 1357,76 m2 bölümlerinin dava konusu edildiği, 823, 824 ve 825 sayılı parsellerin diğer bölümlerinin dava konusu edilmediğinden söz edilerek, söylenen bölümleri yönünden araştırma yapılmamış ve dava dışı olduğu belirtilerek bu bölümler hakkında hüküm kurulmamıştır.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazlarda bulunduğu bildirilen delicelerin kök yaşı ile aşı yaşları, ağaçların sayısı kapalılık oranı ve hakim ağaç türleri detaşlı olarak belirlenmemiş, çekişmeli parsellerin eğimi teknik olarak hesaplanmadan, soyut olarak bildirilmiştir.
3402 sayılı Yasanın 22.02.2005 gün ve 5304 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra çıkartılan ve 26.09.2005 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tesbit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 17/b-2. maddesinin 9. fıkrasında “Askı ilan süresi içinde ormanın sınırlandırma ve tesbitine dava açılması durumunda, ormanın davaya konu edilen sınırları kesinleşmeyeceğinden, bu sınırlara bitişik gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazların tesbiti sırasında dava devam ediyorsa, ormanla müşterek sınırları davalı bırakılır ve tutanakları düzenlendikten sonra açıklayıcı bir yazı ile Kadastro Mahkemesine intikal ettirilir.”
3402 sayılı Yasanın 5. maddesinde; “Kadastro Müdürü çalışma alanında işe başlamadan önce mahalli hukuk mahkemesinde, bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastro ile ilgili davalarla hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesini alır ve bunu çalışma alanı ile ilgili tüm tapu, vergi, harita ve diğer belge ve örnekleri ile birlikte kadastro teknisyenlerine verir. Listenin müdür tarafından alınmasından sonra o çalışma alanında bulunan taşınmaz hakkında mahalli hukuk mahkemelerine açılan davalar, derhal kadastro müdürüne bildirilir”
Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkındaki Yönetmeliğin 7/a maddesinde; “Kadastro tutanağı henüz düzenlenmeden dava açılmaışsa; çalışma alanında bulunan taşınmaz mallarla ilgili olarak yeni açılan davaların mahkemelerce kadastro müdürlüğüne bildirilmesi üzerine, Kadastro Müdürünce bu listeler derhal kadastro teknisyenlerine verilir. Dava listelerinde belirtilen taşınmaz malların kadastro tutanağı henüz düzenlenmemiş ise, davanın mahiyetine göre, teknisyenlerce bu yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca sınırlandırma ve tesbit yapıldıktan sonra 6. maddesine göre işlem yapılır.”
Aynı Yönetmeliğin 5/a maddesinde; “Dava mülkiyete yönelik ise, taşınmaz mal teknisyenlerince ölçülüp tarafların iddiaları, varsa belgeleri muhtar ve bilirkişi beyanlarına göre değerlendirildikten sonra, sonuçları ve varacakları kanaatları tutanağın edinme sebebi sütununda etraflıca açıklanmak ve dosya numarası belirtilmek suretiyle maliki tayin edilmeden kadastro tutanağı düzenlenir.”
6. maddesinde; “Teknisyenlerce Kadastro Müdürlüğüne teslim edilen davalı taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile eklerinin Kadastro Müdürünce derhal fotokopisi veya örnekleri çıkartılarak, asılları 3402 sayılı Kadastro Yasasının 5. maddesinin son fıkrası uyarınca en geç 7 gün içinde Kadastro Mahkemesine gönderilir.”
Bu hükümlerin ve yukarıda açıklanan konuların birlikte değerlendirilmesinde şu sonuca ulaşılmaktadır:
Yörede 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4/3. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosunda 6831 ve 3402 sayılı Yasa hükümleri iç içe ve birlikte uygulandığından orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Yasanın 26/4. maddesi gereğince henüz olumlu tesbit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda “olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği” kabul edilip, 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı … ve Orman Bakanlığının ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmi ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceği, kadastro mahkemesinin, dava dilekçesinde nitelikleri bildirilen taşınmazın tesbit tutanağının, malik henesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlenip, Yasa ve Yönetmelik hükümlerine göre mahkemeye göndermesini Kadastro Müdürlüğünden istemesi gerektiği, tesbit tutanağının gönderilmesi halinde dava dosyası ile birleştirip 3402 sayılı Yasanın 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tesbit tutanağında yazılı hak sahiplerini de davaya katıp, husumet yaygınlaştırılarak taraf oluşturulduktan sonra 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın tamamının gerçek niteliği ve maliki hakkında karar verilmesi gerekir.
O halde, Mahkemece çekişmeli parsellerin tamamının dava konusu edildiği kabul edilerek, en eski tarihli ve dava tarihine en yakın tarihte üretilen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planları çekişmeli parsellerin dosyada bulunmayan komşularının kadastro tesbit tutanakları ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat uzmanı ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, getirtilen harita ve fotağraflar çekişmeli parseller ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle parsellerin tamamının öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; parsellerin tamamının toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; parsellerin hangi bölümlerinde hangi ağaçların ve kaç adet bulunduğu, delicelerin kök ve aşı yaşları detaylı olarak belirlenip krokisinde sıklıklarına ancalatack biçimde, bulundukları yerlerin işaretlettirilmesi, keşifte, hakim gözetiminde, parsellerin dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritalarının ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli parsellerin konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı,
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, parsellerin tamamının orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu yada en yakındaki kadastro parsellerin tutanak ve dayanakları, komşu yada yakında bulunup tapuda kayıtlı taşınmazların tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili hüküm dosyaları getirtilip dayanak kayıt ve krokiler uygulanarak, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişil yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, 3402 sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince gerçek nitelikleri ve hak sahipleri tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanarak, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalı, 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesinin “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı
kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” Hükümleri gözetilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.