YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3083
KARAR NO : 2011/6356
KARAR TARİHİ : 25.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26/11/2007 gün ve 2007/4678-4355 sayılı bozma kararında özetle; “Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bir taşınmazda ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Nevarki, bir taşınmaz üzerinde salt ot biçmenin davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde sözü edilen taşınmaz edinme koşullarını gerçekleştirebilmesi için açık bir anlatımla hukuksal sonuç doğurabilmesi için taşınmazın zilyede özgü özel çayır olduğunun duraksamasız saptanması gerekir. O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız dava sonucunda yararı olmayan komşu belde yada köyler halkından seçilecek yerel ve uzman bilirkişi fen memuru ve uzman ziraatçı bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava ve temyize konu 189 ada 64 parsel sayılı taşınmaz başında keşif yapılmalı bu yolla dava konusu taşınmazın tespitte saptanan türü açıklığa kavuşturulmalı, uzman ziraatçı bilirkişiden mahkemenin keşif tutanağına yansıyan gözlemini yansıtmaya, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetleme imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Mahkemece 189 ada 2 ve 186 ada 29 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanaklarında davacının soyadı “…” olarak gösterilmiştir. Davacı taraf soy isminin “…” olduğunu öne sürmüştür. Mahkemece bu istek kabul edilmiştir. Nevarki, kadastronun amacı infazı mümkün doğru sicil oluşturmaktır. Öte yandan sicillerin doğru tutulmasından devlet dolayısıyla hazine sorumludur. Davanın mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğuracak hakka etkin dava niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. O halde mahkemece bu olgular eşliğinde davacıya ait nüfus aile tablosunun onaylı örneği ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilmeli, bu konudaki yerel bilirkişi ve tanık beyanları da denetlenmelidir.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE, çekişmeli 189 ada 64 nolu parselin kadastro tespit tutanağının malik kısmının iptali ile yerine … kimlik nolu … oğlu …’un malik olarak TESPİT VE TESCİLİNE, 189 ada 2 nolu parselin kadastro tespit tutanağının malik kısmında soyismi yanlışlıkla … olarak yazılan kayıt malikinin soyisminin … olarak DÜZELTİLMESİNE, vasfınında bahçe olarak TESPİT VE TESCİLİNE, 186 ada 29 nolu parselin kadastro tespit tutanağının malik kısmında soyismi yanlışlıkla … olarak yazılan kayıt malikinin soyisminin … olarak DÜZELTİLMESİNE, bu şekilde TESPİT VE TESCİLİNE, karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 25/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.