Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/311 E. 2011/3642 K. 31.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/311
KARAR NO : 2011/3642
KARAR TARİHİ : 31.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi 02.03.2010 tarihli dilekçesiyle, özel sicilinde mera niteliğiyle kayıtlı olan … Köyü 1951 sayılı parselin yörede 123 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılıp 16.04.2007 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığını, taşınmazın tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini, davalının el atmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 1951 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, parsele yönelik elatmanın önlenmesine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın mera sicilinden silinerek orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 2006 yılında yapılıp, sonuçları 16.10.2006 ila 16.04.2007 tarihlerinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
… Köyünde 1982 yılında yapılıp 13.03.1984 ila 11.04.984 tarihinde ilan edilen genel genel kadastroda 1951 parsel sayılı mera nitelikli taşınmaz orta malı olarak sınırlandırması itirazsız kesinleşerek özel siciline yazılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 2006 yılında yapılıp, sonuçları 16.10.2006 ila 16.04.2007 ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi
kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın orman niteliğini kazandığı, bu nedenle, mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı Hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik beş ve altıncı bentlerinin tamamen hükümden çıkartılarak; bunun yerine, “6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 31/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.