YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3169
KARAR NO : 2011/7453
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 103 ada 34 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek mera tahsis kararının ve özel sicil kaydının iptali ile taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tescili ve davalıların elatmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır
Mahkemece davanın KABULÜNE, dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak … Mera Tahsis Komisyonunca alınan 20.03.2009 tarihli ve 404 sayılı karar ile bu taşınmazın kadastro tespiti ve buna bağlı olarak oluşan mera kütüğünün (özel sicil kaydının) iptaline, dava konusu taşınmazın “orman niteliği ile hazine adına tapuya tesciline, davalıların dava konusu taşınmaza “elatmalarının da önlenmesine” karar verilmiş, hüküm davacı … YÖNETİMİ vekili ile davalı HAZINE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera sınırlandırmasına itiraz ile mera özel sicil kaydının iptali tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce seri bazda yapılıp 01/06/1971 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 27/03/2009 ila 27/04/2009 tarihleri arasında ilan edilen ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen 4342 sayılı Mera Yasası hükümlerine göre yapılan mera sınırlandırması vardır.
… köyü’nde 24/9/1993-25/10/1993 arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu parsel, mera olarak tespit edilerek mera özel siciline kaydedilmiştir. Dava 24/4/2009 tarihinde açılmıştır.
3116 sayılı Yasanın 5. ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi ve devamındaki hükümlere göre “Devlet ormanlarının ve bu ormanlarla içinde ve bitişiğindeki otlak, yaylak, kışlak sulak ve diğer ormanlar ve her nevi arazi ile sınırları tesbit olunarak sınırlamasının, orman kadastro komisyonlarınca yapılacağı” öngörülmüş ve 6831 sayılı Yasanın 10. maddenin ikinci fıkrasında “orman kadastro edilen Devlet ormanlarının adı, ağaç çeşitleri ve komşu gayrimenkulün cinsi, sahiplerinin adı ve soyadının yazılacağı açıklanarak köy veya belde sınırları ile bağlı kalınmadan orman seri bazında kadastrosuna olanak tanıdığı halde 1744 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirilen 6831 sayılı Yasanın 8/3 maddesi “belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak şekilde orman kadastrosunun yapılacağı” kuralı getirilmiş ve bu yasaların uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde de uygulamanın nasıl yapılacağı ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde; yürürlükten kaldırılan 3116 sayılı Yasanın 5 ve devamı maddeleri ile 6831 sayılı Yasanın değiştirilmeden önceki 7 ve devamı maddeleri gereğince ilçe ve köy idari sınırları ile bağlı kalınmaksızın seri usulüne göre devlet ormanlarının kadastrosu yapılması öngörüldüğü, 6831 sayılı Yasanın kimi maddelerini değiştiren 1744 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 04.07.1973 tarihinden sonra belde ve köy idari sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar içinde kalan tüm ormanları kapsayacak biçimde orman kadastrosunun yapılmasının zorunlu hale getirildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden, taşınmazın bulunduğu yerde, orman kadastrosunun dava tarihinden önce 1971 tarihinde seri bazında yapılarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Seri bazında yapılarak kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine gözetilerek eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman niteliğinde olduğunun saptandığına, bu durumda, 6831 sayılı Yasanın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi uyarınca orman sınırı içine alınabileceğine, Davalı Köy tüzelkişiliğinin temyizi bulunmadığına ve devlet ormanlarının mülkiyetinin HAZİNE’ye ait olduğuna, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.”hükmü gereğince davacı lehine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine karar verilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ancak hüküm fıkrasında (taşınmazın Kadastro tespitinin iptaline) karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının 1. bendindeki “kadastro tespiti ve buna bağlı olarak oluşan” kelimelerinin çıkartılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 14/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.