YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3185
KARAR NO : 2011/6923
KARAR TARİHİ : 07.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 913 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, mera tahsis kararının ve özel sicil kaydının iptali ile taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafıhdan temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.11.2008 tarih 2008/14880 Esas 14755 sayılı bozma kararında özetle: (Bir örneği dosyada yer alan orman kadastro haritasındaki çekişmeli yer ile ilgili orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik bulunmamaktadır. Tahdit haritaları ile kroki çelişkili olup, mahkemece bu yön üzerinde durularak çelişki giderilmediği ayrıca; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 1972 yılında herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan seri bazında yapıldığı ve köyün tamamını kapsamadığı, orman kadastrosunun ilanının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl oldukta hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü bulunduğundan; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanlarının orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikte taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi sonucu belirlenmesi gerekltiğinden; mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmaz ile komşu parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanak örnekleri, kesinleşen orman kadastrosuna ait tüm tutanaklar ve haritası ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ilgili yerlerden getirtildikten sonra yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması; taşınmazın seri bazında yapılan ve kesinleşen Devlet Ormanlarının dışında kaldığının saptanması halinde bu kez eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17. maddesi kapsamında orman içi açıklığı niteliğinde bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereğine) değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın KABULÜNE, dava konusu taşınmazın Kadastro tespiti ile onunla ilgili mera tahsis komisyonunun 03.08.2007 tarihli ve 328 sayılı kararının iptaline,bu taşınmazın “Orman niteliği ile hazine adına tapuya tesciline,karar verilmiş, hüküm davacı … YÖNETİMİ vekili ile davalı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera sınırlandırmasına itiraz ile mera özel sicil kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1973 yılında seri bazda yapılıp 29/12/1973 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile 08/08/2007 – 09/09/2007 tarihleri arasında ilan edilen ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen 4342 Sayılı Mera Yasası hükümlerine göre yapılan mera sınırlandırması vardır.
… Köyü’nde 21/4/1978-21/5/1978 arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu parsel, mera olarak tespit edilerek mera özel siciline kaydedilmiştir.Dava 7/9/2007 tarihinde açılmıştır.
3116 Sayılı Yasanın 5. ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi ve devamındaki hükümlere göre “Devlet ormanlarının ve bu ormanlarla içinde ve bitişiğindeki otlak, yaylak, kışlak sulak ve diğer ormanlar ve her nevi arazi ile sınırları tesbit olunarak sınırlamasının, orman orman kadastro komisyonlarınca yapılacağı” öngörülmüş ve 6831 Sayılı Yasanın 10. maddenin ikinci fıkrasında “orman kadastro edilen Devlet ormanlarının adı, ağaç çeşitleri ve komşu gayrimenkulun cinsi, sahiplerinin adı ve soyadının yazılacağı açıklanarak köy veya belde sınırları ile bağlı kalınmadan orman seri bazında kadastrosuna olanak tanıdığı halde 1744 Sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirilen 6831 Sayılı Yasanın 8/3 maddesi “belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak şekilde orman kadastrosunun yapılacağı” kuralı getirilmiş ve bu yasaların uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde de uygulamanın nasıl yapılacağı ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde;Yürürlükten kaldırılan 3116 Sayılı Yasanın 5 ve devamı maddeleri ile 6831 Sayılı Yasanın değiştirilmeden önceki 7 ve devamı maddeleri gereğince ilçe ve köy idari sınırları ile bağlı kalınmaksızın seri usulüne göre devlet ormanlarının kadastrosu yapılması öngörüldüğü, 6831 Sayılı Yasanın kimi maddelerini değiştiren 1744 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 04.07.1973 tarihinden sonra belde ve köy idari sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar içinde kalan tüm ormanları kapsayacak biçimde orman kadastrosunun yapılmasının zorunlu hale getirildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden, taşınmazın bulunduğu yerde, orman kadastrosunun dava tarihinden önce 1971 tarihinde seri bazında yapılarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Seri bazında yapılarak kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına,mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine gözetilerek eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman niteliğinde olduğunun saptandığına, bu durumda, 6831 sayılı yasanın 4999 sayılı yasa ile değişik 7. maddesi uyarınca orman sınırı içine alınabileceğine, Davalı Köy tüzel Kişiliğinin temyizi bulunmadığına ve devlet ormanlarının mülkiyetinin HAZİNE’ye ait olduğuna, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.”hükmü gereğince davacı lehine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine karar verilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ancak hüküm fıkrasında (taşınmazın mera özel sicil kaydının iptaline) karar verilmesi gerekirken (taşınmazın Kadastro tespitinin iptaline) karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının 1. bendindeki “kadastro tespiti ile” kelimeleri çıkartılarak; bunun yerine, “mera özel sicil kaydının” kelimelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 07/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.