YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3204
KARAR NO : 2011/6798
KARAR TARİHİ : 06.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, …Beldesi 4678 parsel sayılı 6529 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 1962 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 1987 yılında yapılan ve 25.04.1989 – 25.10.1989 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılıp işlemin kesinleştiğini belirterek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptaline, krokide (A)=56,09 m2’lik kısmın 6831 sayılı Yasanın 2/B niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1962 yılında 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz Devlet Ormanı sınırlarının kısmen içinde bırakılmış,1989 yılında yapılan 2/B uygulaması ile de bu kısım hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış, 1965 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişi adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiş, daha sonra intikal ile davalı adına tescil edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1962 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 1989 yılında yapılan ve kesinleşen 2.madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1965 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırlarının kısmen içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın kısmen 1962 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha sonra bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle1989 yılında yapılan Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz kısmen daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı
kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan kısmın tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren bu kısımda mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı ve dava konusu taşınmazın kısmen de orman tahdit sınırları dışında kaldığı belirlendiğinden, kaydın kısmen iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak; tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi konulmaması ve beyanlar hanesindeki şerhlerin aynen devamına karar verilmemesi ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2., 3., ve 4. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması ve hüküm fıkrasındaki “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi vasfı ile Hazine adına tapaya kayıt ve tesciline” kelimeleri kaldırılarak, bunun yerine “bahçeli kargir ev niteliğinde hazine adına tapuya tesciline” ve beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun şerh edilmesine” yazılması suretiyle ve beyanlar hanesindeki “arzın altındaki madenlerin hazineye ait olduğu” şerhinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 06/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.