Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4034 E. 2011/7624 K. 20.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4034
KARAR NO : 2011/7624
KARAR TARİHİ : 20.06.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi(Müstemir Yetkili)

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.10.2006 tarih 2006/ 11231-13879 sayılı bozma kararında özetle; “Dairemizde aynı gün temyiz incelemesi yapılan ve Orman Yönetimi tarafından aynı sebeplerle açılan dosyalarda orman kadastro çalışmalarına ilişkin evrakların eksik olduğu, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Efemçukuru Köyünde ilk orman kadastrosunun 1948 yılında yapıldığı, 1949 yılında kesinleştiği, 1976 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre aplikasyon ve 2. madde çalışmalarının yapıldığı, 27.10.1977 tarihinde ilan edildiği, itirazlı yerlerde inceleme sonucunun 16.10.1978 tarihinde ilan edildiği, 1979 yılında kesinleştiği, 07.08.1984 tarihinde sınırlaması yapılmayan ormanların kadastrosu, önceki orman kadastro çalışmalarının aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması yapmak üzere orman kadastro komisyonunun çalışmalarına başladığı, 13.08.1984 tarihinde bitirildiği, ancak ilan edilerek kesinleşip kesinleşmediğinin belli olmadığı, 1995 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapıldığı, arazi kadastro tutanakları ile birlikte ilan edildiği, açılan dava nedeniyle kesinleşmediği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu kadastro paftasının tamamının getirtilmediği, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın orman tahdidine göre orman sınırları içinde kalıp kalmadığı açıklanmış ise de, 1949 yılında kesinleşen ilk tahdit haritası ile 1979’da kesinleşen aplikasyon ve 1995 yılında yapılan aplikasyon haritalarının birbirine benzemediği halde nedenlerinin açıklanmadığı, uygulamanın ne şekilde yapıldığı, orman tahdit haritası ile kadastro paftasının ölçeklerinin eşitlenip eşitlenmediği ve uygulamanın hangi tarihteki orman kadastro haritasına göre yapıldığının belirtilmediği, çekişmeli taşınmazın çevresindeki tüm taşınmazlarla birlikte kadastro paftası ile orman tahdit haritası ölçekleri eşitlenerek çakıştırılmadığı, sadece dava konusu parsel krokide gösterildiği için uygulamanın denetlenemediği, bu hali ile raporların yetersiz olduğu görülmektedir.
Hazinenin, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla açılmış bir davası veya davaya katılımı bulunmadığından, orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu o yer ile ilgili tüm orman kadastro tutanakları ve haritalarının yasa ve yönetmelikte belirlenen yöntem ile uygulanması sonucu belirlenir.
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurulacak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md.). Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları daraltılamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.
5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesinde “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan 30 gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı taktirde yapılan düzeltme kesinleşir. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda değişiklik işlemi sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” denilmektedir.
Yapılan yargılama sırasında, çekişmeli taşınmazın ölçü değerlerine göre kadastro paftası üzerindeki konumunun hatalı olduğu, yanlış çizildiği belirlendiğine göre, mahkemece öncelikle Kadastro Müdürlüğüne müzekkere yazılarak geometrik durumu kesinleşmiş olan çekişmeli taşınmaz ile ilgili olarak 3402 Sayılı Yasanın (5304 Sayılı Yasa ile değişik) 41 .maddesi gereğince işlem yapılması ve çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların ölçü değerlerine göre pafta üzerindeki konumlarının düzeltilmesi istenmeli, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılacak bu düzeltme işleminden sonra, düzeltilen kadastro paftası dosyaya konulmalı, uyuşmazlığın düzeltilen paftadaki duruma göre çözümlenmesi gerektiği düşünülmeli; bundan sonra ise, mahkemece Orman İşletme Müdürlüğünden, orman sınır noktaları okunaklı olarak işlenmiş ve aslına göre renklendirilmiş 1949, 1977, 1984 ve 1995 yıllarına ilişkin onaylı orman tahdit harita örnekleri, orman tahdit noktalarına ilişkin çalışma tutanakları, işe başlama, ilan tutanakları getirtilmeli,1984 yılında yapılan çalışmada orman sınırları dışında kalan yerlerin orman kadastrosunu yapmak üzere orman kadastro komisyonuna yetki verildiği göz önüne alınarak 1984 yılında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında, halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan orman mühendisleri arasından seçilecek 2 uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte; 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama yönetmeliğinin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların arza uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çelişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazi durumuna göre incelenir. Hangisi çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak 1949 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve 3402 Sayılı Yasanın 41 .maddesi gereğince düzeltilen kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak ilk tesis edilen orman sınır noktasından hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunarak ve ölçülerek en az ada bazında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki orman sınır noktaları birer birer zeminde bulunmalı ve yeri işaretlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedenleri üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri ve yer değiştirip değiştirmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, tereddütsüz olarak zeminde yeri saptanabilen en yakın
sabit orman sınır noktalarından hareketle, yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup, 1949 orman kadastrosunda uygulanan yöntem ve araçlar ile ölçülerek orman sınır noktaları birer birer bulunup zeminde işaretlenmeli, 1949 tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1977, 1984 ve 1995 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde çalışmasından sonra oluşturulmuş olan harita bu çalışmalarda uygulanan yöntem ve araçlar ile yerine uygulanmalı, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılmalı, çekişmeli taşınmazların bu orman sınır hatlarına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, haritalar arasındaki farklılık varsa nereden kaynaklandığı belirlenmeli, bilirkişi kuruluna, uygulanan tüm haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlettirilerek, çekişmeli taşınmazların 1949 yılındaki 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış orman kadastrosunda oluşturulan orman sınır hattı ve 1977, 1984 ve 1995 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile oluşturulan orman sınır hatları ile irtibatlı kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle gösterilen kroki düzenlettirilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı bilimsel verileri bulunan rapor ve kroki alınmalı, 1984 yılında yapılan orman kadastro çalışmasının ilan edilmediği ve kesinleşmemiş olması halinde, 1949 yılından sonra yapılan çalışmaların sadece aplikasyon uygulaması olduğu ve yapılan aplikasyon uygulaması ile kesinleşmiş orman tahdit hattının değiştirilemeyeceği ve bu çalışma ile düzenlenen tahdit haritasının hukuki geçerliliğinin olmadığı göz önüne alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerektiği ” gereğine değinilmiştir.Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulü ile 101 ada 777 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş , hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre orman kadastrosu, 1976 ve 1984 yıllarında aplikasyon, 2 md ve 2/B madde 1995 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapılmıştır.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdid sınırları dışında kalmakla birlikte 1963 tarihli memleket haritasında tarım arazileri dışında bulunduğu etrafının orman alanları ile çevrili olduğu ve orman vasfını taşıdığı gerekçesi ile 101 ada 777 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verilmiştir. Her ne kadar çekişmeli taşınmaz memleket haritasında yeşil orman alan içinde görülmekte ise de; dava dosyasında hazinenin taraf sıfatını almadığı , ancak hazinenin 3402 sayılı yasanın 26/D maddesi hükmü gereğince davaya usulüne uygun şekilde bir müdahalesinin bulunması ve çekişmeli 101 ada 777 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile hazine adına tescilini talep etmesi halinde yörede 3116 sayılı yasa gereğince yapılan orman tahdidine göre tahdit sınırları dışında kalan ve mahkemece orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen çekişmeli taşınmazın orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verilebileceğinden ve yörede 1949 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine, 1976 ve 1984 yıllarında aplikasyon, 2 madde ve 2/B madde uygulaması ile 1995 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastroları sırasında orman kadastrosu sınırları dışında kalan taşınmazın tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20/06/2011 günü oybirliği ile karar verildi.