Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4267 E. 2011/8244 K. 29.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4267
KARAR NO : 2011/8244
KARAR TARİHİ : 29.06.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 123 ada 157 ve 160 parsel sayılı sırasıyla 2615 m2 ve 474 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden tarla niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı köy tüzelkişiliği adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
1- Hazinenin 157 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları bakımından; çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve köylülerden … tarafından kullanıldığı gözönünde bulundurularak Hazinenin davasının reddine ve tespit gibi davalı köy adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre Hazinenin bu parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün onanması gerekmiştir.
2- 160 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece çekişmeli taşınmazın öncesi itibarıyla mera niteliğinde kullanılmakta ise de 25-30 yıldır bu amaçla kullanılmadığı, Hazinenin mera olarak sınırlandırma talebinin de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Şöyle ki; davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, sahipsiz yerlerden olduğu ve köy tüzel kişiliği ile ilgisi bulunmadığı iddiası ile dava açmıştır. Ancak hukuki nitelendirme mahkemenin görevidir.
Gerçekten de gerek yerel bilirkişiler, gerek ziraat ve orman bilirkişi, taşınmazın eskiden mera olarak kullanıldığını ancak hayvancılığın azalması nedeniyle hayvan otlatılmadığından ağaçlık bir hal aldığını, üzerinde gürgen, fındık ağaçları ve eğrelti otları bulunduğunu açıklamışlardır. Yani taşınmazın kadim mera olduğu açıktır. Mera olarak kullanılan bir yerin dönem dönem veya son yıllarda kullanılmaması mera vasfını kaybettirmez.
O halde; mahkemece, 160 parselin özel mülkiyete konu olamayacağı ve kadim mera olduğu gözönünde bulundurularak Hazinenin davasının kabulüne ve özel siciline yazılmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin 157 parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsele yönelik hükmün ONANMASINA;
2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle 160 parsele yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsele yönelik hükmün BOZULMASINA 29.06.2011 günü oybirliği ile karar verildi.