YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4466
KARAR NO : 2011/5114
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, ….Köyü 1209 parselin 1940 yıllarında yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları içinde iken 1986 yılında yapılan çalışmada orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını bildirerek, davalı adına kayıtlı tapunun iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, taşınmazın öncesinde ve halihazırda ormanla ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1996 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1964 yılında kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma sonucu, uzman bilirkişi Kenan Kabaklı’nın raporuna dayanılarak, çekişmeli taşınmazın Demirciler Köyü’nde 1940 yılında yapılan orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve dolayısıyla 2/B uygulamasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dairenin 09.12.2009 günlü geri çevirme kararı üzerine çevre ormanlara ait orman kadastro haritaları getirtilip incelendiğinde taşınmazın Demirciler Köyü orman kadastro sınırları içinde kalmamakla birlikte, sınırda Tavşanlı Köyü’nde 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alınarak Tavşanlı Devlet Ormanı sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi nedeniyle genel kadastro veya orman kadastro çalışma alanı sınırının tesbitinde, mahalle, belediye, köy idari sınırları esas alınmaz ve kadastro sınırları bu idari sınırlarda değişiklik yapılmasını gerektirmez.Ancak Hazine 2/B iddiasına dayalı dava açtığına göre, taşınmazın orman kadastro sınırları içine alındıktan sonra 2/B uygulamasına konu edilip edilmediği mahkemece araştırılmalıdır.Çekişmeli taşınmaza komşu 1205, 1206, 1222, 1223 parseller hakkında Gebze Kadastro Mahkemesinde açılan 2/B’ye itiraz ve 2/B şerhinin silinmesi davalarının mahkemenin 2000/4 ila 7 sayılı dosyalarında reddedilerek Dairenin 2001/4935 ila 4939 sayılı dosyalarında onandığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece bu durum da gözönünde bulundurulmalı, gerektiğinde ilgili dosyalar getirtilip incelenmeli, önceki keşiflerde görev almamış bir uzman bilirkişi aracılığıyla taşınmazın Tavşanlı Köyünde 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B haritalarındaki konumu, arazi kadastro paftası ile aplike edilerek aynı rapor üzerinde gösterilmeli, 2/B uygulaması yapıldığı anlaşıldığı takdirde, Demirciler Köyünde 1964 yılında
yapılan arazi kadastrosunda taşınmazın, daha önce orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edildiği, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, şartları varsa devreden kişiden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satış bedelinin istenebileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 28.04.2011 günü oybirliği ile karar verildi.