Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4468 E. 2011/4014 K. 06.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4468
KARAR NO : 2011/4014
KARAR TARİHİ : 06.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …; Sapanca Kadastro Mahkemesinin 28.10.2002 gün 1994/163-2002/32 sayılı karar ile orman sınırları dışına çıkarılan … Mahallesi 101 ada 34 parsel içinde kalan 2.781 m2 yüzölçümlü taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 17.07.2009 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen 2.781 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 21.04.1994 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, daha sonra 10.03.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 4999 Sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi vardır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olduğu Sapanca Kadastro Mahkemesinin 28.10.2002 gün 1994/163-2002/32 sayılı kesinleşmiş kararıyla belirlendiği, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Ne var ki; ziraat bilirkişi Fehmi Binici tarafından düzenlenen 23.06.2009 havale tarihli raporda; çekişmeli taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanılmadığı, halihazırda üzerinde aşısız kestane, karaçam, karagürgen, akkavak, kocayemiş, erika vb türde ağaç ve çalılar bulunduğu, taşınmazın kullanıldığına dair belirti bulunmadığı, orman arazisi niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar keşifte dinlenen yerel bilirkişi, çekişmeli taşınmazın kendini bildi bileli davacı tarafından kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Davacı kişi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak temyize konu davayı açmış olup, ziraat bilirkişi raporuyla taşınmazın halen imar ihya edilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı yararına imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Kaldı ki; yörede 1961 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın, bu yerde 1961 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Devlet Ormanı niteliğiyle tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Yörede 21.04.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır. Orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazi orman tahdit hattı içine alınmış … tarafından Hazine ve Orman Yönetimi taraf gösterilerek açılan orman kadastrosuna itiraz davası sonucu Sapanca Kadastro Mahkemesinin 28.10.2002 gün 1994/163-2002/32 sayılı kararıyla temyize konu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmiş, temyiz üzerine Dairece onanarak 04.07.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda çekişmeli taşınmaz, orman sınırları dışına çıkarıldığı 4.7.2003 tarihine kadar orman sayılır ve bu tarihe kadar sürdürülen zilyetliğe hukuken değer verilemez. Çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığı tarih ile temyize konu tescil davasının açıldığı tarih arasında nizasız fasılasız malik sıfatıyla 20 yıl zilyetlik bulunmamaktadır. Bu durumda da davacı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri ile Medeni Yasanın 713. maddesinde düzenlenen imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları oluşmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 06.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.