YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/455
KARAR NO : 2011/4211
KARAR TARİHİ : 12.04.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin …. sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz orman tahdit haritası üzerinde tüm yönlerden ormanlık alan ile çevrili alan içinde işaretlenmiş ise de kadastro paftasında çekişmeli taşınmazın gerçek kişiler adına tesbit edilen taşınmazlara hudut olduğu belirlenerek, taşınmazın tahdit haritası üzerindeki konumu ile kadastro paftası üzerindeki konumu arasında farklılık bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı gerçek kişi tapu kaydına dayanarak bu davayı açtığı halde, mahkeme gerekçede tapu kaydı hiç tartışılmadığı gibi tapu kaydı da ilk tesisinden itibaren dosyaya getirterek yerel bilirkişi ve tanıklar marifeti ile de mahalline uygulamamıştır.
Mahkemece, öncelikle davacının dayandığı Mayıs 1959 tarih 11 nolu tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosyaya getirtilmeli, bu tapu kayıtlarının başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılmalı, çekişmeli taşınmaz komşu olan taşınmazlara ilişkin kadastro tesbit tutanaklarının örnekleri ve varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro
paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita ve orman tahdit haritası komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, davacının dayandığı tapu kaydı yerel bilirkişi ve tanıklar marifeti ile mahalline uygulanmalı, tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, deliller toplanarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi“ gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddi ile dava konusu … Köyü 138 ada 18 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren davalı … yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasına, “davalı … vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisine karşılık 3402 Sayılı Yasanın 31/3 maddesi uyarınca takdir ve tayin olunan 150.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.nın 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 12/04/2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.