YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4742
KARAR NO : 2011/5436
KARAR TARİHİ : 03.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 25.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Avukat … … ile diğer taraftan Orman Yönetimi vekili Avukat … İrak geldiler, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.12.2008 gün ve 2009/15044-19818 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece, taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde ise de, nitelik kaybı nedeniyle orman sınırı dışına çıkartıldığı, bu nedenle Orman Yönetiminin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 05.11.2003 gün 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi hükmüne göre “…orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerlerin, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edileceği, tahsisi yapılan bu yerlerin Hazine adına orman niteliği ile tescil edileceği.” Bu yasal düzenlemenin ve 3224 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Yasa ve hükümleri gözönünde bulundurulduğunda 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan alanların Hazine adına tescil edilmesinde Orman Genel Müdürlüğünün yararı, dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekeceği, incelenen dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı ve kesinleşen orman kadastrosunun aynı yasanın 13. maddesi gereğince Hazine adına tescil edildiği, 1950 yılında 5653 sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayırma işlemi yapılmışsa da “yer yer erozyonun da mevcut olduğu sahada; yayılmış vaziyette meşe, kayın, kestane, ıhlamur ağaçlarının görüldüğü, yaşlarının 20 – 40 olduğu, meyilin % 30 – 50 arasında bulunduğu, muhafaza karakteri taşıdığı için 6831 sayılı Yasanın 1/j maddesi şumulüne girmediğinden evvelce maki olarak tefrik edilip, iki parça 388 hektar sahanın orman olarak mütalaa edilmesi gerektiği konusundaki rapor üzerine 28.12.1962 tarihinde iptal edildiği, toprak tevzi komisyonunca dağıtım yapılmadığı, taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kalmaya devam ettiği, bu nedenle, 23.08.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması sonucu orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle komşu parsellerle birlikte XIX nolu poligon numarası verilerek Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, taşınmazın eğiminin % 30 olduğu, bir kesiminin üzerinde sürücü eğitim pisti bulunup, tamamen maki florasıyla kaplı olup, taşınmazda bu güne kadar hiçbir tarımsal faaliyetin yapılmadığı ve koruma makisi olduğu, makiye ayrılan
yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 5-11 kararı ile yine H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında başka tapu kayıtlarına değer verilemeyeceğinin kabul edildiği, taşınmazın eğim ölçer aleti ile belirlenen eğiminin % 30 olduğu, üzerinde halen maki bitki örtüsü bulunduğu, bu haliyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 5653 sayılı Yasa ile değişik 3116 sayılı Yasanın 1/son ve 43. maddesi gereğince orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin muhafaza ormanı olması nedeniyle, 1. Hukuk Dairesinin 19.09.2001 gün ve 8253/9337 sayılı ve 14.10.1999 gün 7693/9956 sayılı ve 27.03.2003 gün 2666/2623 sayılı kararları ve konu ile ilgili 20. Hukuk Dairesi kararlarında kabul edildiği gibi orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin “muhafaza ormanı” sayıldığından makiye ayrılamayacağı ve toprak tevzi yoluyla dağıtılamayacağı, dağıtılmış olsa bile yolsuz olarak oluşturulan böyle bir tapuya yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına rağmen değer verilemeyeceği, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makiliği alanlarında 28.03.1996 gün 1993/5-1996/1 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, maki komisyonlarının yaptığı işlem orman sınırı dışına çıkarma işlemi değil “makilik yer olduğunu belirleme” işlemi ve orman idaresinin iç işlemi olduğu, 5653 sayılı Yasada ve bu yasa uyarınca çıkartılan yönetmelikte maki komisyonlarına “orman sınırı dışına çıkartma” yetkisi verilmediği, aslı orman olan bir yerle yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak yapılan makiye ayırma işlemi yok hükmünde olduğu gibi Orman Yönetimi tarafından her zaman iptal edilebileceği, nitekim somut olayda olduğu gibi 1962 yılında iptal edildiği, çekişmeli taşınmazın 1945 yılında yapılan ve Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve fiilen orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, ancak, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro olması nedeniyle yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu, malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026 (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı uygulanamayacağı gibi, eylemli orman olan ve bu güne kadar hiçbir tarımsal faaliyet bulunmayan taşınmazı bu haliyle ve orman olduğunu görerek ve bilerek satın alan davalıların iyi niyetli olduğunun dahi kabul edilemeyeceği, davalıların taşınmazı satın alırken ödedikleri bedeli kendilerine satan kişi ve kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği ve yukarıda anılan 6831 sayılı Yasanın 11/5. Maddesi ile 3224 sayılı Yasa hükümlerine göre davacı … Yönetiminin aktif dava ehliyetinin bulunduğu gözönünde bulundurularak davanın esası hakkında karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE, çekişmeli Çınarcık merkez … baba mevkiinde bulunan 1068 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve çekişmeli Yalova İli, Çınarcık ilçesi merkez … mevkiinde kain 1068 nolu taşınmazın 4999 sayılı Yasanın 6. maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi gereğince orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline davalıların dava konusu taşınmaza vaki el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafındın temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakılmış olan taşınmazın tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle tescili, el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu mevcuttur. Daha sonra 1982 yılında yapılıp ilan edilen ancak itirazlar incelenmediği için kesinleşmeyen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında başlanıp 1990 yılında tamamlanıp, 22.02.1991 la 29.08.1991 tarihlerinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiş olan aplikasyon sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Çınarcık birliğinde 1957 yılında yapılan genel kadastroda, … Baba mevkii 1068 parsel sayılı 6400 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, 171 yazım numaralı vergi kaydı ve zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Ayşe Kılıç ve ortakları adlarına tespiti kesinleşmekle tapuya kayıt edilmiş, 30.12.1994 günlü 3672 yevmiyeli satış ile 3600/7168 payı Leyla Süuda Uğur ve 3568/7168 payı Muzzer Azıer adına tescil edilmiş, 27.03.2000 tarihinde “devlet ormanı” şeklinde şerh yazılmıştır.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulduğuna göre, davalı tarafın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine yönelik iki, üç, dört ve beşinci paragrafların hükümden çıkartılarak; bunun yerine, “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, davalı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin de davalılar üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 825,00.- TL avukatlık ücretinin davalı taraftan alınarak duruşmada kendini vekille temsil ettiren Orman Yönetimine verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine 03/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.