Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4775 E. 2011/8714 K. 05.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4775
KARAR NO : 2011/8714
KARAR TARİHİ : 05.07.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yörede 2005 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, … köyü 101 ada 114 parsel sayılı 34349,95 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, bahçeli iki adet ahşap bina niteliğinde belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı kurum adına tespit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiası ve tespitin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, tespitin iptali ile bilirkişi krokisinde 700,95 m2 olarak gösterilen davaya konu yerin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından bitişiğindeki Kocadağ Devlet Ormanı ile birleştirilmek suretiyle tek parsel halinde orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı yönetim ve davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/04/2009 tarihli kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında “Mahkemece, bilirkişi krokisinde çekişmeli taşınmazın güneyinde kalan 700,95 m2’lik bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde, kalan kısmının kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, taşınmaz başında yapılan keşifte fen elemanı…’ün hazır bulunduğu ve 09/10/2007 tarihli raporunda keşfi yapılan yerin 101 ada 114 parsel değil, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan 511 parselin bir bölümü olduğunun bildirildiği; Dairemizin iade kararı üzerine de bu açıklamalarını tekrarladığı, davanın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına tespit gören 101 ada 114 parsele yönelik olduğu, bilirkişiler tarafından düzenlenen krokinin incelenmesinde davaya konu olan 101 ada 114 parselin doğuda üçgen şeklinde bir bölümü ile kuzeyde bir diğer bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığının anlaşıldığı, bu durumda mahkemece önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak dört kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden doğru taşınmaz başında yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer
vermeyecek biçimde saptanması; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5098,00 m2’lik bölümün bitişiğindeki Kocadağ Devlet Ormanı ile birleştirilmek suretiyle tek parsel halinde orman niteliği ile Hazine, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 29251,95 m2’lik bölümünün ise tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1978 yılında seri bazda yapılıp 12/07/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince işlem yapılmış olmasına göre davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin gözetilmesi gerekli iken bu yönün göz ardı edilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan 5 ve 6. bentler kaldırılarak; bunun yerine, “19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi ile 17. madde ile eklenen geçice 11. maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı kurum lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 05/07/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.