Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4807 E. 2011/5442 K. 03.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4807
KARAR NO : 2011/5442
KARAR TARİHİ : 03.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 30.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi Davalı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ve arkadaşları vekili Av. … geldi, karşı taraftan Hazine vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip,
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.11.2009 gün ve 2009/14731-16353 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece, 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının davalı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli bulunmadığı, çekişmeli parselin etrafında bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113 ve 114 adalarda bulunan parsellerin tümü hakkında Hazine tarafından aynı iddia ile dava açıldığı, bir kısmının karara bağlanıp Yargıtayca bozulduğu, bir kısmı hakkındaki davaların halen devam ettiği, öncesi bütün olan küçük yüzölçümlü parsellerin ifrazen ayrıldığının anlaşıldığı, bu nedenle, bir dosyada dava konusu edilen küçük parsel bazında inceleme yapılarak sonuca varılamayacağı, davacı Hazinenin, taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanmadığı ve zilyetlikle mülk edinme şartların gerçekleşmediği iddiasına dayandığı, delil olarak da taşınmazın fotoğrafları ile 01.02.2007 tarihli harita mühendisi, ziraat ve inşaat teknikerinin de imzaladığı “tespit tutanağı” başlıklı belgeyi dava dilekçesine eklediği, Hazinenin dayanağını oluşturan bu tutanakta taşınmazın; taşlık, kıraç olduğu, uzun süredir ve hali hazırda işlenmediği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporunda ise; taşınmazın çok uzun süredir tarım arazisi olarak kullanıldığının bildirildiği, birbirini nakzeden raporlar arasında doğan taşınmazın niteliği hususundaki çelişki, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan ayrıntılı rapor alınarak giderilmediği, ayrıca hakimin gözlemi de zabta geçirilmediği, böylece taşınmazın niteliği ve zilyedliğin süresi konusundaki kuşkular aydınlatılmadığı,
Dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde, 1972 yılında yapılan ilk tesis kadastrosuna ait fotogometrik yöntemle düzenlenen kadastro paftasının Kadastro Müdürlüğünden getirtilmediği, dava konusu yerle birlikte 2006 yılında ek kadastrosu yapılan taşınmazların hangi sebeple 1972 yılında kadastrosunun yapılmadığı, o tarihteki niteliğinin ne olduğu kadastro müdürlüğünden sorulmadığı, ve alınacak cevapla birlikte orijinal kadastro pafta örneği dosyaya konulmadığı,
2006 yılında ek kadastrosu yapılan ve öncesi bütün olan parselleri dıştan çevreleyen ve 1972 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda tapulaması yapılan parsellere ait tapulama tutanak örnekleri ile varsa dayanağı tapu ve vergi kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilerek, doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yerel bilirkişi ve uzman üç kişilik ziraat bilirkişileri kurulu aracılığı ile yeniden keşif icra edilmesi, keşifte taşınmazın konumu, toprak yapısı, üzerindeki bitki örtüsü ve çevre taşınmazlara göre arz ettiği özellikleri belirtir hakimin gözleminin zabta yazılması, uzman ziraat mühendisleri kurulundan; Hazinenin dava dilekçesi ekindeki dayanağını oluşturan tespit tutanağındaki bulgular ile keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporundaki bulgular değerlendirilerek taşınmazın niteliği hususundaki çelişkiyi de giderecek şekilde, komşu parsellerin toprak yapısı da mukayese edilmek suretiyle, taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın fotoğrafları çektirilerek rapora eklenmesi,
3402 Sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip kesin olarak belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, yine davanın KABULÜNE, çekişmeli Antalya ili … ilçesi … köyü … mevkii 103 ada 12 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve 3402 sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 25.04.1991 tarihinde ilanı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulduğuna, her ne kadar, orman bilirkişi ve fen bilirişi rapor ve krokileri ile çekişmeli taşınmazın büyük bölümünün eğimi %14-15 bulan memleket haritasında çalı sembollü yeşil alanda yani makilik alanda kaldığı, bu yerlerin muhafaza karakteri taşıması nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilmesi gerekirse de, kararı Hazine temyiz etmediği gib davada Orman yönetiminin de taraf olmadığı gözetildiğinde, davalı tarafın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple
hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine yönelik üç, dört ve beşinci bentlerin hükümden çıkartılarak bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren Hazine yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine ve onama harcı alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 03/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.