Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4885 E. 2011/9901 K. 14.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4885
KARAR NO : 2011/9901
KARAR TARİHİ : 14.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve ölü davalı … mirasçılarından … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 101 ada 14 parsel sayılı 1506,59 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle ölü olduğu belirtilerek ölü davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, katılan davacı … Yönetimi 05/04/2010 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, davacı Hazinenin açtığı davanın reddine, katılan davacı … Yönetiminin açtığı davanın ise kabulüne ve dava konusu Kahramanmaraş ili, … ilçesi … köyü, 101 ada 14 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının (kadastro tespitinin) iptali ile orman vasfıyla hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve ölü davalı … mirasçılarından … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dava konusu 101 ada 14 parsel sayılı taşınmaz ölü olduğu belirtilerek … oğlu … adına tesbit edilmiştir. Yapılan incelemede mahkemece, … oğlu …’in mirasçıları tespit edilip davaya dahil edilmeden, 08/12/2009 tarihli celse de keşif ara kararı verildiği, aynı celse de masrafları suçüstü ödeneğinden karşılanmak üzere “davalının mirasçılarına duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğine” şeklinde ara kararı da kurulduğu ve celse arasında UYAP sisteminden alınan, ancak verasete esas teşkil etmeyen eksik nüfus kayıtları ile bazı mirasçılara tebligat yapıldığı ancak tüm mirasçılara tebligat yapılmadığı gibi tebliğ olunmadan iade gelen tebligatlar bulunduğu, ayrıca yine aynı tarihli celsede, duruşma saati 08.35 olarak belirlenmesine rağmen, mirasçılar adına çıkartılan davetiyeler üzerine duruşma saati olarak 13.30 yazıldığı ve duruşmada belirlenen 27/01/2010 tarihinde ise yargılamadan ve keşiften haberdar edilmeyen mirasçıların yokluklarında keşif yapıldığı ve sonrasında yani keşif ara kararının alındığı celsenin hemen sonrasındaki 06/04/2010 tarihli celsede ise dosyanın esası hakkında karar verildiği gözlenmiştir.
Mahkemenin yukarıda anlatılan bu uygulaması, ölü davalı … mirasçılarına davaya karşı cevap, savunma ve delillerini bildirme imkânını kısıtlama sonucunu doğurmuştur. Nitekim hükmü temyiz eden mirasçı … tapu kaydına dayanmaktadır ve mirasçı ….in dayandığı tapu kaydı belirtilen uygulama nedeniyle keşifte
uygulanamamıştır. Mahkemenin belirtilen bu uygulaması Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Oysa savunma hakkı en tabi Anayasal haklardandır.
Anayasanın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılama hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olduğundan, ölü davalı …’in mirasçıları belirlenip davaya dahil edilmeden, delil toplanılması, savunma ve delillerini bildirmelerine olanak verilmeden keşif kararı alınarak bir sonraki celsede de hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu gibi adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına da aykırıdır.
Bir davanın görülmesi için taraf teşkili esastır. Hakimin bu hususu re’sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. HUMK.nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Mahkeme hakimi tarafından dava dilekçesi ve duruşma gününün taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ ettirilmesi ve tüm tarafların katılımlarının sağlanmak suretiyle taraf oluşturulduktan sonra işin esasına girilip yargılamanın sürdürülmesi gerekir. Yukarıda vurgulandığı gibi yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hakim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre çağırmadan, delilleri toplayıp hüküm veremez (Anayasanın 36. ve H.Y.U.Y.’nın 73. maddeleri).
Bu itibarla, ölü davalı …’in tüm mirasçıları tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenip, gerekirse 3402 sayılı kadastro Kanunu’nun 25/1. maddesi nazara alınarak veraset ilamı düzenlenip buna göre tebligat kanunu hükümlerine uygun olarak, mirasçılara dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, bu davada da yer alma olanağı verilerek, taraf teşkili tamamlandıktan ve davaya dahil edilen dâhili davalıların savunma ve delillerini bildirmelerine olanak tanındıktan sonra işin esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili yöntemince tamamlanmadan, dahili davalılara savunma ve delillerini bildirmelerine olanak tanınmadan, Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacak biçimde işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması esaslı bir usul hatası olup, mutlak bozma nedenidir. Bozma nedenine göre dahili davalı … ve Hazinenin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
Ancak, temyiz itirazlarından ayrı olarak; tespitin iptali yerine, “tutanağın iptali” ifadesinin kullanılması, kısa kararda dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturulmaması, dava konusu taşınmaz 101 ada numaralı olduğu halde hüküm fıkrasında 191 ada numarası ile belirtilmesi, komşu parsel tutanakları ve hazinenin dayandığı tapu kaydının tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve dahili davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığın, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.