Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5003 E. 2011/6215 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5003
KARAR NO : 2011/6215
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 02.07.2008 gün ve 2004/652-235 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … mirasçıları … … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili avukat … … ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … ile Çevre ve Orman Bakanlığına vekâleten Hazine vekili 24.12.2008 tarihli dava dilekçesiyle … ilçesi … eski 2333 (yenileme ile 131 ada 1) ve eski 2334 (yenileme ile 131 ada 9) sayılı parsellerin yörede 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1991-1992 yıllarında yapılıp kesinleşen, 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, davalılar adına tapuya kayıt edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki, çekişmeli parselin bu bölümüne ilişkin davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydını iptaline ve 6831 sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Davacı Bakanlık ve Hazine, davalılar … mirasçılar … … ve ark (duruşmalı), … …, … … …, …, …, …, …, …, …, …, … …, … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1945 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 1989-1990 yıllarında yapılıp kesinleşen 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma işlemi kesinleşen taşınmazın tapu kaydının iptaline ve tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 19 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 Numaralı Ekip tarafından aplikasyon ve 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılıp ekip çalışmaları 07.06.1982 tarihinde itirazların incelenmesiyle komisyon çalışmaları da 21.09.1982 tarihinde ilan edilmiş, 1989 – 1990 yılları arasında 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Esenköyde 1962 yılında yapılan Tapulamada, Kanarya mevkii 30400 m2 yüzölçümündeki 315 sayılı parsel, Haziran 1954 tarih ve 21 Sıra Numaralı Tapu kaydı ile yüzölçümü payda kabul edilerek 28600 payı …, 1800 payı ise Hazine adına tesbiiti 06.04.1963 ila 09.05.1963 tarihinde yapılan askı ilanını takiben itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, gerçek kişilere ait paylar satış ile başka kişilere geçmiş, 2332, 2333, 2334, 2335, 2336, 2337 sayılı parsellere ifraz edilmiş, 7200 m2 zeytinlik ve çalık nitelikli 2333 sayılı parsel ile 1155 m2 yüzölçümündeki zeytinlik ve çalılık niteliki 2334 sayılı parseller Hazine ile aynı kişiler adına paylı olarak tescil edilmiş, 2333 sayılı parsel yenileme ile 131 ada 1, 2334 sayılı parsel ise yenileme ile 131 ada 9 parsel sayısı almıştır.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritası ve 6831 sayılı yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi ve 3302 sayılı yasa ile değişik 2/B madde uygulamalarına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sınırları içindeyken 2333 (yenileme ile 131 ada 1) sayılı parselin kesinleşmiş 1744 SY ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 2334 (yenileme ile 131 ada 9 ) sayılı parselin ise 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenip, 2896ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması gereği, nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkarma işleminin sadece Hazine adına yapılabileceği, her ne kadar 2334 (yenileme ile 131 ada 9 ) sayılı parselin 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı saptanmış, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) ve (b) bendinde sayılan yerlerden “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal …”edeceği yasa gereğiyse de,
Çekişmeli 2334 sayılı parselin 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra aynı köyde 1979 yılında yapılıp 1982 yılında ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla P.XXIV poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Yönetimler tarafından her hangi bir dava açılmadığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu taşınmazın ifraz edildiği kadastro parseline uygulanan tapu kaydının, 1931 yılında İç İşleri Bakanlığının emri ile Drama Mübadillerinden … Bey kerimeleri Aliye ve Behiye Hanımlara adına oluşturulduğu, bu kaydın 1944 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla yasal değerini yitirdiği, Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişilerin, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1944 yılında orman tahditinin kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren tapu kaydı dayanak gösterilerek ve taşınmazın bu bölümü orman sınırları içinde iken, 1963 yılında genel kadastro yoluyla tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve
öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1744 sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzüğün”ün 34. maddesinin “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler hava fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle; 6831 sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve fen bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmaması (Bu tür yerlerin ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalması halinde, o yer tapulu olsa dahi mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği.), tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması halinde, sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkını kazandırmayacağı, 1744 sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydının, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulması ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsaması, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, 3116 sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmamış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işleminin 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması koşullarının birlikte aranacağı, somut olayda, çekişmeli taşınmazın öncesi orman sayılan yer iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli parselin ifraz edildiği kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini yitirdiği, bu nedenle çekişmeli taşınmazın bu bölümünün tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı kabul edilemeyeceği,
Çekişmeli parsellerin, 1944 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1963 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosunu yaparak o tarihte kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında sicil oluşturduğu 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre ” Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934 üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği”, bu
nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026 (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı, taşınmazı önceki tapu maliklerinden satın alan davalı gerçek kişilerin, ödedikleri bedelleri taşınmazları kendilerine satanlardan sebepsiz iktisap koşullarına göre tazmin edilmesini isteyebilecekleri hususları gözetilerek Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yine, çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında 3 numaralı bendde 7 numaralı satırda ve 5 numaralı bendde 5 ve 6.satırda yer alan yer alan“…2/b maddesi uyarınca davacı … adına TAPUYA TESCİLİNE” cümlelerinden sonra gelmek üzere “tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına” cümlesinin yazılmasına, yine hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine yönelik yedi, sekiz, on, onbir, oniki, onüç, ondört, onbeş, onaltı, onyedi numaralı bentlerin hükümden çıkartılarak bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı …, Çevre ve Orman Bakanlığı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması, suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 825,00.-TL vekalet ücretinin duruşmalı temyiz eden davalılar … mirasçılar … … ve arkadaşlarından alınarak, davanın kabul nedeni ortak olduğundan eşit olarak davacı yönetimlere verilmesine 24/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.