Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5063 E. 2011/8580 K. 04.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5063
KARAR NO : 2011/8580
KARAR TARİHİ : 04.07.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yörede 1992 yılında yapılan ve 12/10/1993-11/11/1993 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında … Kasabası – … Mahallesi 139 ada 167 parsel sayılı 1666.67 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit ve tescil edilmiş olup halen tapuda adına kayıtlıdır. Davacı … 20.04.2007 tarihli dava dilekçesinde, taşınmazın kesinleşen 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman kadastro sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 3402 sayılı Kadastro Yasasının 4. madde hükmüne göre yapılmıştır
Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınır dışına çıkartılan yerlerden olduğu iddia edilen taşınmazın,tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı Yasanın 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen geçici 10 maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edilmiş,yine Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-27(yürürlüğü durdurma) sayılı kararı ile (bu madde ve ibarenin uygulanmasından doığacak sonradan giderilmesi güç ve olanaksız durum ve zararın önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmi Gazetede yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASINA karar verilmiştir.
Değinilen yönler gözetilerek, davacı … tarafından çekişmeli taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasında bulunulduğu ve bu tür iddiaları içeren davalarda, yargısal uygulamada istikrar kazandığı üzere, 10 yıllık hak düşürücü süre ile bağlı kalınmaksızın her zaman dava açılabileceği gibi, hak düşürücü sürenin geçtiği de ileri sürülemeyeceğinden (H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101, 05.05.1999 gün ve
1999/1-302 -258, 05.05.1999 gün ve 1999/1-304 -260, 30.06.1999 gün ve 1999/1-544-561, 22.03.2000 gün ve 2000/1-209-180, 27.02.2002 gün ve 2002/1-19-97, 09.06.2004 gün ve 2004/1-335-354, Yargıtay 7. H.D.’nin 09.12.2006 gün ve 2006/4206-4268, 14. H.D.’nin 11.03.2008 gün ve 2008/1911-3034 ve 20. H.D.’nin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261 sayılı kararları) mahkemece işin esası incelenerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekir (H.G.K.’nun 08.06.2011 gün ve 2011/1- 361 E. ve 2011/390 sayılı kararı).

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 04/07/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.