Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5123 E. 2011/8756 K. 05.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5123
KARAR NO : 2011/8756
KARAR TARİHİ : 05.07.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … … köyü 129 ada 32 parsel sayılı 619,37 m2 yüzölçümlü taşınmaz ham toprak niteliği ile Hazine adına, 129 ada 27-33-39 ve 40 parsel sayılı taşınmazlar, tarla niteliği ile davalı gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, taşınmazların uzun yıllardır zilyetliğinde olduğunu, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının lehine oluştuğunu belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 32 sayılı parselin tamamı ile 27-33 ve 40 sayılı parsellerin (A) işaretli bölümlerinin tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline, 39 sayılı parsel hakkındaki davanın atiye bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından davalı 129 ada 32 sayılı parsel yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Mahkemece, Sandıklı Kadastro Mahkemesinin 2007/10 sayılı dosyasında davacının Kadastro Müdürlüğü aleyhine açtığı ve husumetten reddedilen davada yapılan araştırma ve inceleme ile toplanan deliller nazara alınarak davacı yararına zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, kadastro mahkemesinde görülen davanın tarafı olmayan Hazine için bağlayıcılığının bulunmadığı, bu nedenle davalı Hazine’den savunma ve delilleri sorularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması yanlıştır. O halde;
Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazlar ile komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanak örnekleri, kesinleşen orman kadastrosuna ait tüm tutanaklar ve haritası ile eski ve 1980- 1990’lı yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı, fotogometri yöntemi ile düzenlenen kadastro paftası örneği ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yapılan araştırma sonucunda taşınmazın kesinleşen Devlet Ormanlarının dışında kaldığının saptanması halinde bu kez eski ve 1980 – 1990’lı yıllara ait memleket haritası, orman sınır nokta ve hatlarının işlenmiş olduğu hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yine taşınmazların çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterileceği yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, fen bilirkişi tarafından taşınmazların fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, mirasbırakanı annesi yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyize konu 129 ada 32 sayılı parsel yönünden BOZULMASINA 05/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.