Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5194 E. 2011/6219 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5194
KARAR NO : 2011/6219
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 27.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden temyiz eden … vekil Avukat … geldi, Hazine vekili avukat … geldi başka gelen olmadı açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü … dere mevkii 191 ada 1 parsel sayılı 113193,47 m2 yüzölçümündeki parsel mera niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı … … 10.12.2007 tarihli dilekçesiyle parselin … 2000 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı ile kendisine ait olduğunu ve adına tapuya tescilini, … Köyü Tüzel kişiliği ise taşınmazın köy tüzel kişiliğine ait olduğunu, köy adına tescilini, … ise taşınmazın bir bölümünün murisi … … kendisine kaldığı, adına tescili iddiasıyla açtıkları davalar birleştirilmiştir. … 03.03.2008 tarihli dilekçesiyle parselin davacı …’in dava ettiği bölümü dışında kalan bir bölümünün kendisine ait olduğu adına tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davacı … … tutunduğu tapu kaydının her yere uyabilicek cinsten sınırlar içerdiği çekişmeli parseli kapsamadığı, dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan, halen orman içi açıklığı niteliğindeki yerlerden olduğunun belirlendiği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacılar köy tüzelkişiliği, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 5 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1995 yılında yapılan orman kadastrosuna ilişkin çalışma sonuçları 10.11.1995 ila 11.05.1996 tarihinde ilan edilmiştir.
… köyünde Antalya il Mera Teknik Ekibince 2007 yılında yapılan çalışma sonunda … Damları merası olarak sınırlandırılmış, ancak mera tahsisi yapılmamıştır.
Davacı … … tutunduğu … 2000 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydının, Akseki Asliye Hukuk mahkemesinin 24.04.1958 tarih ve 1957/179-50 sayılı tescil hükmü ile oluşan Mayıs 1959 tarih 9 numaralı sicilden tedavül gördüğü, Asliye Hukuk Mahkemesinin sözü edilen 1957/179 esaslı dosyasında, … … köyünden … … ve … … 07.11.1957 tarihli dilekçeleriyle davalı sıfatıyla Hazine ve … köyü tüzel kişiliği aleyhine, … köyü … mevkiinde 8-10 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın Medeni Yasanın 639 (yeni 713) maddesi gereğince kazandırıcı zamanaşımı zileytliği nedeniyle adlarına tescili için dava açtıkları, mahkemece çekişmeli taşınmazın 20 yılı
aşkın bir süredir davacıların zilyetliğinde olduğu ve Hazine ve köy tüzelkişiliği ile ilgisinin bulunmadığı, davacıların malı olduğnun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, orman Yüksek Mühedsi bilirkiş … tarfından düzenlenen 1/5000 ölçekli, kuzey hatttına gore konumunu, kırık noktalarının bir birine measfelerini sınırdaki dereler ile birliket gösteren krokide gösterilen 7610 m2 yüzölçümündeki tayşınmazın davacılar adına müştereken tesciline … veildiği, … üzerinde kesinleştirme şerhi bulunmamakla ve bu kararınh taraflarına tebliğ edilip edilmediği, nasıl kesinleştiği anlaşılmamakla birlikte, tapuya tescilinin sağlandığı, taup kaydıın iptail istemiyle bu güne kadar Hazine yada köy tüzülkişiliği tarafından bir dava açıldığı iddia edilmemiştir.
Yörede 5 numaralı Orman kadastro Komisyonunca 1995 yılında yapılan orman kadastrosu kesinleşmiş ve 113.193,47 m2 yüzölçmündeki çekişmeil parselin orman sınırlaı dışında bırakıldığı yönünde uyuşmazlık yoktur.
Makemece eski tarihli memleket haritası, amenajman plaın ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin dava edilen bölümlerinin eeski tarihli haritalarda açık alan olarak gösterilse ve orman olarak nitelendirilmese de, dayanılan tapu kayıdnı dere ve orman sınırları itibariyle her yere uyabilecek sınırlardan olduğu, dava edilen bölümlerin etrafı orman ile çevrili orman içi açıklığı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dayanılan tapu kaydı Hazine ve köy tüzelkişiliğinin tarfa olduğu tescil hükmü gereği oluşup, ölçekli ve uygulanabilir bir krokiye dayanmaktadır. Bu kroki varken taup kaydının sınrıları itibariyle her yere uyabilecek kayıtlardan olduğu söylenemez.
Ayrıca, gerek çekişmeli parselin 113.193,47 m2 olan yüzölçümü, gerek 1995 yılında yapılıp 1996 yılında kesinleşen orman kadastorsu sınırları dışında bırakılması, gerekse de Hazine ve köyü tüzel kişiliğinin taraf olduğu tescil hükmü bulunması nedeniyle, 191 ada 1 sayılı parselin çekişmeli bölümleri orman içi açıklığı olarak nitelendirilemez, tartaşılması gereken konu, dava edilen bölümlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığı ve davacılar yararına bu şartların oluşup oluşmadığıdır.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda; mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi, taşınmazların ne şekilde zilyet edildiği, bu zilyetlik şeklinin ekonomik amaca uygun zilyetlik olup olmadığı ve özellikle köy tüzel kişiliğinin köydeki bazı kişilere kiralaka şeklindeki zilyetliğinin malik safatıy olup olmadığı, sırf sahiplenmek suretiyle sürdürülen zilyetliğin ekanomik amaca uygun zilyetlik olup olmadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların soyut sozleri ile ziraat uzmanı bilirkişilerin soyut değerlendirmelerine değer verilmiştir.
O halde; mahkemece dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile M.Y.’nın 713. maddesine dayanılarak açılan davalarda dava tarihinden, kadastro tespitine itiraz davalarında ise tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dayanak … 2000 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı ve eki olan tesil krokisi uygulanıp, tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, fen bilirkişiye kaydın kapsamını gösteren kroki düzenlettirilmeli, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu, Orman Yönetiminin davada tarf olmadığı gözetilerek, Taup kaydının kapsamı içinde kaldığı belirlenen bölümü için kesin hüküm bulunduğu gözetilerek, kayıt kapsamı içindeki bölüm için açılan davanın kabulüne karar verilmeli, kapıt kapsamı dışındaki bölümler için;
1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 Sayılı Yasanın 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi (3402 sayılı Yasanın 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler),
2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 sayılı Yasanın 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.),
3) İl, İlçe ve kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının saptanması (3402 sayılı Yasanın 17/2. md. H.G.K. 25.04.2001 gün 2001/20-390-396 S.K.),
4) Tescil davalarında, davanın açıldığı; kadastro tesbitine itiraz davalarında ise kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
5) Kadastro tesbit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olması (H.G.K.’nun 22/03/1995 gün 1994/8-873-216 ve 19/02/1997 gün 1996/8-768-100 ve 24/09/1997 gün 1997/20-372-718 ve 18/02/1998 gün 1998/8-15-129 sayılı kararları),
6) O yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. Maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması (H.G.K.nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-582 sayılı kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.),
7) Dava konusu taşınmazın veya yakın çevresinin arazi kadastro ekiplerince kadastro paftası üzerinde orman nitelemesi yapılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 ve 12/03/2008 gün ve 2008/20-214-241 sayılı kararları),
8) Kadastro (Tapulama) Komisyonu tarafından orman sayılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun, 24.10.2001 gün 2001/8-964-751 ve 13.02.2002 gün 2002/8-183-187 sayılı kararları),
9) 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fırkasında yazılı,
a) 4785 sayılı Yasayla Devletleştirilmiş orman,
b) 3116 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman,
c) 6831 sayılı Yasanın 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer,
d) Aynı Yasanın 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer,
e) Aynı Yasanın 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer,
f) Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer,
g) Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman,
h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha,
ı) Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek başka bir araştırmaya gerek kalmadan Hazine davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir (H.G.K.’nun 15/03/2006 gün 2006/8-106-68 sayılı kararı).
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca;
a) Taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı,
b) Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı,
c) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
3402 sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalı aleyhine yargılam giderleri ve avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişiler ile köy tüzelkişiliğinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temiyz harçlarının istek halinde yatıran gerçek kişiler ile köy tüzelkişiliğine iadesine, duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avuatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 825,00.-TL avukatlık ücretinin davalılar köy tüzlkişiliği ile Hazineden eşit olarak alınarak, duruşmada kendini avukatı ile temsil ettiren davacı …’e verilmesine 24.05.2011 günü oybirliği ile karar verildi.