Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5244 E. 2011/4652 K. 18.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5244
KARAR NO : 2011/4652
KARAR TARİHİ : 18.04.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine, Orman Yönetimi ve davalı … ile … vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04/04/2007 gün 2007/2426 – 4461 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece 26.05.2006 tarihli keşif sonunda hazırlanan uzman bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; aynı gün Dairede temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2003/8-12-11 sayılı dava dosyalarına konu olan, sırasıyla 123 ada 26, 41 ve 42 sayılı parseller hakkında 10.06.2004 tarihinde yapılan keşif sonunda uzman bilirkişi … Kamış tarafından verilen raporda, taşınmazların orman kadastro sınırları içinde kaldığı açıklanmış, mahkemece ikinci keşif sonunda … … tarafından hazırlanan raporlar hükme esas alınmıştır. Her iki rapor birbiriyle çelişik olduğu gibi, orman bilirkişi raporları ile fen bilirkişi raporları arasında da çelişki olduğu halde, mahkemece çelişki giderilmemiştir.
O halde, mahkemenin 2003/8-11-12 esas sayılı dava dosyalarında aynı nedenle, dava konusu edilen parseller birlikte incelenmelidir. Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çelişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde

uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu … Köyü 123 ada 36, 37, 38, 40, 41, 42 ve 43 sayılı parsellerin orman niteliği ile Hazine adına, 123 ada 26 sayılı parselin tesbit gibi davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi tarafından 123 ada 26 parsel yönünden, … ve … vekilleri tarafından ise 123 ada 36, 37, 38, 40, 41, 42 ve 43 sayılı parsellere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 30/11/1979 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASI gerekmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 36. maddesinde; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre “bu kanunun 36/A maddesi hükmü henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri için de uygulanır” hükümleri uyarınca davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hükmün Orman Yönetimi ve Hazine lehine oluşturulan Yargılama giderlrrine ilişkin 7-8-9-10-11. parağrafları ile yine Orman Yönetimi ve Hazine lehine oluşturulan vekalet ücreti taktirine ilişkin 12 ve 13. parağraflarının tamamen iptal edilerek hüküm yerinden çıkartılmasına ve bunun yerine 7. parağraf olarak ” 3402 sayılı Yasanın 6099 sayılı Yasa ile değişik 36/A maddesi ile geçici II. maddesine göre; davacı … Yönetimi ve Hazinenin yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına ve aynı yasa hükmü gereğince davacı … Yönetimi ve Hazine yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 18/04/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.