YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5439
KARAR NO : 2011/5894
KARAR TARİHİ : 10.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı tarafın duruşma isteminin yeterli gider eklenmediğinden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 13.10.2008 günlü dilekçede davalı sıfatıyla …, … …, … ve Hazine’yi göstermek suretiyle … köyü … mevkiinde bulunan 500 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın 200 dönümlük bölümünü davalı … … Marmaris Noterliğinde düzenlenen 20.12.1965 gün ve 1087/5 sayılı zilyetliğin devri sözleşmesiyle satın aldığı, bu taşınmazın 12142 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman sınırları dışında bırakılmasına ve 49852 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman sınırları içinde bırakılmasına ilişkin Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.11.1970 gün ve 1967/163 Esas ve 1970/274 Karar sayılı kararının bulunduğu, … tarafından açılan tescil davası ile birleşen tesbite itiraz ve el atmanın önlenmesi davasının sonunda, sözü edilen taşınmazın bir bölümünü oluşturan … köyü 786 sayılı parselin, 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine 8000 m2 bölümünün … …, 10000 m2 sinin … ve kalan kısmının da …’in işgalinde bulunduğunun yazılmasına ilişkin Kadastro Mahkemesinin 24.03.2000 gün ve 1990/11-4 sayılı kararının kesinleştiği, bu nedenlerle 786 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde davalı gerçek kişiler yararına yazılan zilyetlik şerhinin silinerek, taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğunun yazılmasını istemiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sınırları içinde bırakılmasına itiraz davasının reddine ilişkin kesin hüküm bulunduğu gibi, davacının çekişmeli taşınmazın bulunduğu orman köyü nüfusuna kayıtlı olmadığı ve bu köyde oturmadığı, bu nedenle davacının kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazılamayacağı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda Hazine adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan zilyetlik şerhinin silinmesi ve kendi adının yazılması, el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli parselin bulunduğu yerde … serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tespit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 24.07.1981 tarihinde ilan edilerek 24.07.1982 tarihinde aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Kadastro sırasında … Köyü 786 parsel sayılı 68472 m2 yüzölçümündeki, tarla nitelikli taşınmaz belgesiz 20 yıldan fazla süredir … oğlu … zilyetliğindeyse de, 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/68 Esasında dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/294 Esasında davacı … tarafından davalılar … Köyü Tüzelkişiliği ve Orman Yönetimi
aleyhine açılan dava ile … Efendi Mahdumları tereke mümessili … … …’nün taşınmazın murislerine ait Şubat 1962 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, tapudaki paydaşların ölümünden sonra davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı, kadastro tespitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu makileri adına tapuya tescili istemiyle açtığı davalar birleştirilmiş, Asliye Hukuk mahkemesinin 16.04.1990 gün ve 1986/68-294 sayılı kararı ile Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Kadastro Mahkemesinin 24.03.2000 gün ve 1990/11-4 sayılı, davaların REDDİNE, çekişmeli 786 sayılı parselin 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olması nedeniyle tespitteki niteliğiyle Hazine adına tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın fen bilirkişi krokisinde 8000 m2 yüzölçümündeki bölümünün … …, 10000 m2 bölümünün ise katılan … geri kalan bölümünün ise … zilyetliğinde olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş, … Efendi terekesi temsilcisi, … ve katılan gerçek kişiler tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.02.2001 ün ve 2001/646-1350 sayılı kararı ile onandıktan sonra … düzeltme yolu kullanılmadığı için 10.04.2001 tarihinde kesinleşmiş ve bu şekilde 10.07.2001 tarihinde tapuya kayıt edilmiştir.
Çekişmeli 68.472,55 m2 yüzölçümündeki çekişmeli 786 sayılı parselin 12142 m2 bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, Kadastro Mahkemesinin 1990/11 esaslı dosyasında bulunan fen bilirkişi krokisinde 8000 m2 yüzölçümündeki bölümünün … …, 10000 m2 bölümünün katılan … geri kalan bölümünün ise … zilyetliğinde olduğuna ilişkin beyanlar hanesi şerh yazıldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davacı, kadastro tespiti sırasında taşınmaza zilyet olan bu konuda kütüğün beyanlar hanesine yararına zilyetlik şerhi bulunan davalı … … taşınmazın tamamının zilyetliğini daha sonra devraldığını ileri sürmektedir. 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasanın 30.10.1995 gün 4127 sayılı Yasa ile değişik 11/3 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılacak yerler “Kadastro çalışmaları sırasında fiili kullanım durumuna göre sınırlandırılması ve Hazine adına tesbit yapılacak bu gibi yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. 3402 Sayılı Yasanın 11. Maddesinde belirtilen askı ilanı hariç, diğer ilanlar yapılmaz. Kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tespit edilir. Hak sahiplerinin bu madde hükümlerinden yararlandırılmasında, sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümlük sınırlamaya uyulur”.
Yine aynı yasanın dördüncü fıkrası “Yararlanacak kişilerin hak sahibi olabilmeleri için orman köyü nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmaları gerekir.”
Mahkemece, sözü edilen yasa hükümlerine göre araştırma yapılmamışsa da, 2924 Sayılı Yasanın 11/3. maddesi gereğince kadastro sırasında, muhdesat ile tasarruf edenlerin isimlerinin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilenlerin hak sahibi olup olmadıkları, yani 2924 Sayılı Yasa hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacakları, Orman Bakanlığınca kurulan Hak Sahipleri Tesbit Komisyonlarınca aynı yasanın 11/4 madde hükümleri göz önünde bulundurularak ayrıca tespit edilmesi gerekeceği, Yine, 2924 Sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince çıkartılan Yönetmeliğin 45. maddesi gereğince “Hak Sahipleri Tespit Komisyonun, beyanlar hanesinde ismi yazılı kişilerin, hak sahipliği tanımı çerçevesinde, hak sahibi olup olmadıklarını tespit edeceği ve hak sahibi olarak tespit edilenleri, hak sahibi sicil defterine işleyeceği”. Aynı yönetmeliğin 46. maddesinde, Hak Sahipleri Tesbit Komisyonun hak sahibi olarak belirlediği kişilere karşı itiraz ve dava hakları ile hak sahibi listelerinin nasıl kesinleşeceğinin gösterildiği, Kütüğün beyanlar hanesinde yazılı zilyedlik veya muhdesat şerhi, aynı hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması mümkün olmadığı, Böyle bir talep, tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemeyeceği ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemeyeceği, Çevre ve Orman Bakanlığı Hak Sahipliği Tespit Komisyonunun
vereceği karara göre, davacının itiraz ve dava haklarını o aşamada kullanması mümkün olduğu, aksi halde, kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapılacak her devir işlemi ayrı bir dava konusu olacağı, bu durumun yasanın amacına aykırı olduğu, Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel kadastronun ve 2924 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kullanım kadastrosunun yapılmasından sonra, 30 günlük ve 10 yıllık hak düşürücü süreler dahi geçerek kesinleştiği, açılan davada kadastro mahkemesinin görevli olmadığı, 3402 sayılı Yasanın “Bu Kanun Uygulanacağı Diğer Haller” başlığını taşıyan 33. maddesinin 3. fıkrası da “Bu kanunun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmaz mallar hakkında 14, 15, 17, 18, 20 ve 21. maddeler uygulanır.” Hükmünün bulunduğu bu maddeler dışındaki hükümlerin bu arada, 3402 sayılı Yasanın muhdesata ilişkin 19. maddesi somut olayda uygulanamayacağı, 6831 sayılı Orman Yasasının Değişik 2. ve 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin rayiç bedelleri üzerinden köylerde; öncelikle kullanıcısı orman köylüsüne, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise; kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi, belediyelere ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilebilmesine olanak tanıyan 4706 Sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesine İlişkin Yasanın 3. maddesinin, 04.10.2002 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 04.10.2002 gün ve 2001/382-21 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle, 4706 sayılı Yasa hükümlerinin uygulama olanağı kalmadığı, 4706 sayılı Yasanın 3. maddesi ile de 2924 sayılı Yasanın satışa ilişkin ilgili maddeleri zımnen yürürlükten kaldırdığından ve 2924 sayılı Yasanın da uygulanma olanağı bulunmadığından, bu nedenle hukuki boşluk meydana geldiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarih 1997/19-665/1018 sayılı kararında da “Bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi halinde iptal edilen kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği eski kanun hükümlerinin uygulanabilir hale gelmeyeceği ve kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceği, bu konuda hukuki boşluk meydana geleceği” Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri ve hukuki boşluk nedeniyle 2924 Sayılı Yasanın satışa ilişkin hükümlerinin, 6831 Sayılı Orman Yasasının Değişik 2. ve 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerde 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümlerinin uygulanamayacağı
Diğer taraftan; 15.01.2009 gün 5831 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasına “Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin kadastrosu ve tescili” başlığı ile eklenen “EK MADDE 4- 6831 Sayılı Orman Kanununun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 Sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 Sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’nci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz” hükmü gereğince yapılacak kadastroda, davacının isteğinin yasal olup olmadığı ayrıca değerlendirileceği hususları gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 10/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.