YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/544
KARAR NO : 2011/8955
KARAR TARİHİ : 07.07.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/03/2009 gün ve 2009/1295-4236 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişi ….. ve fenni bilirkişi … .. tarafından düzenlenen rapora ekli 1956 tarihli memleket haritasında davalı adına tesciline karar verilen (A) kısmının bir bölümünün yeşil orman alanı içinde kaldığı görülmektedir. Çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmı her ne kadar orman tahdit sınırları dışında kalmakta ise de taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 1992 yılında yapılmış ve taşınmazın memleket haritasında yeşil orman alanı içinde kalan (A) kısmının bir bölümü orman tahdit sınırları dışında bırakılmıştır. Yörede orman tahdidinin kesinleştiği 16.01.1993 tarihi ile genel arazi kadastrosunun yapıldığı 2006 yalları arasında davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz elde etme şartları gerçekleşmemiş olduğundan (A) ile gösterilen kısmın yeşil orman alanı içinde kalan bölümünün kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tapuya tescili doğru değildir. Bu nedenle mahkemece Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. ve h maddeleri ve 4999 Sayılı Yasanın 7. maddesi de dikkate alınarak keşif sırasında dinlenen fen ve orman bilirkişilerinden ek rapor alınarak çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının ne kadarının memleket haritasında yeşil orman alanı içinde kaldığı tespit ettirilmeli ve bu kısmın yüzölçümü hesaplattırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin açtığı davanın reddine, Orman Yönetiminin açtığı davanın kabulüne ve dava konusu Kahramanmaraş İli, … İlçesi … köyü, 109 ada 88 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 16.07.1992 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Hükmüne uyulan bozma kararında “fen ve orman bilirkişilerinden ek rapor alınarak temyize konu 109 ada 88 parsel sayılı taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının ne kadarının memleket haritasında yeşil orman alanı içinde kaldığı tespit ettirilmesi ve bu kısmın yüzölçümü hesaplattırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmesine rağmen, dosya kapsamın ile çelişen gerekçe ile taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün tamamının orman olarak tescili doğru değildir.
Bozma kararında (A) ile gösterilen bölümün yeşil alanda kalan bölümleri tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gereğine değinildiğine göre ve mahkemece, dairenin bozma kararına uyulmasına karar verilmekle, taşınmazın (A) ile gösterilen ve yeşil alanda kalmayan bölümü yönünden davalı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu sebeple 16/03/2009 gün ve 2009/1295 – 4236 sayılı bozma kararında gösterilen şekilde işlem yapmak ve karar vermek gerekirken, davalının kazanılmış hakkı göz ardı edilerek bozma kararının dışına çıkılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması icap etmiştir.
Kabule göre de, davacı Hazinenin dava nedenlerinden biri olan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğuna ilişkin iddiası üst kavram olarak orman olgusunu da içerdiğine ve mahkemece, taşınmazın orman olarak tesciline hükmedildiğine göre, davacı Hazinenin davası fiilen kabul edilip, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği halde, hüküm yerinde “davacı Hazinenin davasının reddine” denilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.