YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5490
KARAR NO : 2011/9075
KARAR TARİHİ : 11.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20/10/1988 gün ve 1988/6670-10870 sayılı bozma kararında özetle; “Davacılar, tapulumaca senetsizden miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tahdit edilen dava konusu 720 parsel sayılı taşınmazın 19/02/1942 tarih 21 ve 28/03/1961 tarih 13 nolu tapuları kapsamında kaldığını ileri sürerek çekişmeli parsele ait kaydın iptaliyle adlarına tescilini istemişlerdir. Dava konusu 720 sayılı parselin haritasının tetkikinden bir kısmının halen 1976 yılında düzenlenen orman tahdit sahası içerisinde kaldığı açıkça anlaşılmaktadır. Yine kayıtlara göre davacıların iddialarına dayanak yaptıkları tapuların tapulama aşamasında dava dışı müteaddit parsellere revizyon gördüğü ve bu parsellerin tapulama tesbitlerinin halen itirazlı olduğu için kesinleşmediği belirlenmiştir. Tapulama tesbitine itiraz nedeniyle tespitleri askıda kaldığı ve görülmekte olan tesbite itiraz davaları sırasında tesbite esas alınan ve davacıların iddiasına dayanak yapılan tapuların kapsamlarının tayin edileceği kuşkusuzdur. … belirlenecek bu kapsamında davacıyı bağlıyacağı açıktır. Bu durumda, öncelikle temyize konu dava için dayanılan tapu kayıtlarına kapsam tayin edileceği için, tesbite itiraz davalarının (bekletici sorun) sayılması gerekir. Olayda sağlıklı çözüme ulaşılabilmesi yönünden bu hususun düşünülmemesi doğru değildir. Kaldı ki, hükümden sonra verilen Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün 31/33 sayılı kararıyla 3402 sayılı Yasanın 45. Maddesinin 1 ve 2. Fıkralarının tümü ve 3. Fıkrası kısmen iptal edilmiştir. Ayrıca kabule göre de açıklanan 3402 sayılı Yasanın uygulanabilmesi için taşınmazın bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmiş bulunması nedeniyle orman sahası dışına çıkarılmış olması gerektiği de nazara alınmamıştır. Eksik inceleme ile hukuksal sonuca ulaşılamaz. Hal böyle olunca, açıklanan esaslar doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiş, bozmadan sonra müdahil Orman Yönetimi, taşınmazın kısmen orman sınırları içerisinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu savı ile, müdahil davacılar ise dava konusu 720 parsel sayılı taşınmazın kendi murisleri adına tespit ve tescil edilen 502 ve 503 parsellere uygulanan tapu kaydının kapsamında olduğunu, böyle olmasına karşın tapu kaydı miktar fazlası olarak Hazine daha tespiti yapıldığı
gerekçesiyle tapu kaydının iptaliyle adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Bozmaya uyularak yapılan keşifte davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu parseli kapsadığı, müdahil davacıların dayandığı 502 ve 503 parsellere uygulanan tapu kaydının 720 parseli hudut olarak kapsadığı miktarı olarak kapsamadığı ve 720 parselin tahdit dışında kalan bölümünün dahi yüksek eğimde üzerinde kızılçam, pırnal meşesi, sakız çalısı ile kaplı eylemli orman sayılan yerlerden olduğu saptanmıştır.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacılar Naime Uran ve arkadaşlarının davasının H.M.U.K.’nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, müdahil davacıların davalarının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulüne, Düzce köyü 720 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı tarla vasfının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm müdahil davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 10/11/1976 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 11/07/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.