YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5673
KARAR NO : 2011/9582
KARAR TARİHİ : 12.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, yetki belgesine dayanarak 15.6.2005 tarihli dava dilekçesi ile davacıların müvekkili … ‘ın borçlusu olduğunu dava konusu taşınmazlar üzerinde haciz işlemlerinin yapıldığını ancak dava konusu taşınmazlar tapuda kayıtlı olmadıklarından satış işleminin yapılamadığını taşınmazların uzun yıllardır davacıların zilyetliğinde olduğunu bildirerek dava dilekçesinde sınırları gösterilen iki adet taşınmazın davacılar adına Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü gereğince tapuya tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemenin dahili davacı …’un davasının reddine, davacıların davasının kısmen kabulüyle 1726 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ½ hisseli olarak … ve … adına tapuya tesciline, Uzunyer mevkiinde bulunan diğer taşınmaza yönelik davanın reddine dair verdiği karar 8. Hukuk Dairesinin 15.05.2007 tarih 2007/2614-3007 sayılı kararı ile “Müdahil davacı … TMK.nun 713/6 maddesine göre davaya müdahale etmiş ve taşınmazda miras hakkından kaynaklanan hakkı bulunduğunu açıklayıp payı oranında tescil istemiştir. Davacı … ve … annelerinin 2/8 oranında payı bulunduğunu 19.04.2006 tarihli celsede kabul etmişlerdir.Mahalli bilirkişi sözlerine dayanarak Dereyayla mevkiindeki taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. HUMK.nun 275.maddesinde bilirkişilerin bilgisine hangi konularda başvurulacağı açıklanmıştır. Mahalli bilirkişilerin taşınmazın mevkii, hudutları ve niteliği konusundaki özel bilgileri delil olarak toplanabilir. Mahalli bilirkişilerin zilyetlik durumuyla ilgili beyanları tek başına yeterli delil niteliğinde değildir. Zilyetlik olayları maddi vakıalardandır. Şahit beyanlarıyla ispat edilebilir. HUMK.nun 72 ve 75.maddesi hükümlerine göre hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re’sen bir davayı tetkik ve halledemez. Tarafların söylemediği iddia sebeplerini re’sen nazarı dikkate alamaz. Mahkemece davacılara zilyetlikle iktisaba ilişkin şahit delillerini bildirmeleri için … verilmemiştir. Müdahil davacı … 28.03.2006 tarihli dilekçesinde satış senedi yanında şahit deliline de dayanmıştır. Mahkemece …’un müdahale talebinde dayandığı delillere değer verilmemiş, T.C.Anayasasının 36.maddesine göre yargı mercileri önünde iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı gözden uzak tutulmuştur. Mahkemece davacılar ile müdahil …’a zilyetlik şahitlerinin isimlerini bildirmeleri için süre verilerek, bildirilecek şahitleri HUMK.nun 258 ve 259.maddesi hükümlerine göre keşif mahallinde dinlenmek üzere yine usulüne uygun bir biçimde davet edilmesi, davaya itiraz eden …’un dayandığı senedin gerektiğinde mahallinde uygulamaya çalışılması, dava konusu taşınmazın evveliyatı itibariyle kime ait olduğunun, kimden kime kaldığını araştırılması, Keles İcra Müdürlüğünün 2004/106 esas sayılı dosyası da getirtilerek, bütün delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermesi gerektiği ” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yargılama sırasında yörede genel arazi kadastrosu yapılmış ve çekişmeli taşınmaz … köyü 160 ada 77 parsel numarası alarak 1797,25 m2 yüzölçümü ile asliye hukuk mahkemesinde davalı olduğu bildirilerek sınırlandırılmış ve dava dosyası görevsizlikle kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece davanın kabulüyle 160 ada 77 parselin 2/8 hissesinin …, 3/8 hissenin … ve 3/8 hissesinin … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce yapılan ve 06.02.1993 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosuna, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 12/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.