YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5703
KARAR NO : 2011/9225
KARAR TARİHİ : 12.07.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/03/2009 gün ve 2009/3716-5303 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece hükme dayanak alınan ve orman ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda orjinalinden çekilmiş orman kadastro haritası ile kadastro paftası aslı ölçekleri eşitlenerek birbirleri üzerine aplike edilmeden sadece orman tahdit haritası üzerinde taşınmazın konumu gösterildiğinden bilirkişi raporu denetlenemediği, bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde
yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davacı … Yönetiminin davasının reddine ve dava konusu Isparta ili … ilçesi … köyü … mevkiinde bulunan 190 ada 2 parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 24.01.1995 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de, bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapılmadığı gibi yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; Mahkemece hükme dayanak alınan ve orman ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda orjinalinden çekilmiş orman kadastro haritası ile kadastro paftası aslı ölçekleri eşitlenerek birbirleri üzerine aplike edilmeden sadece orman tahdit haritası üzerinde taşınmazın konumu gösterildiğinden bilirkişi raporu denetlenemediği gerekçesiyle hüküm bozulmasına karar verilmiş ise de, bozma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporu da orman kadastro harita ve tutanakları ile uyumsuz olduğu görülmüştür. Her ne kadar arazide davaya konu yerdeki orman sınır noktalarının arazide bulunmadığı ifade edilmiş ise de, orman kadastro tutanaklarında 171 numaralı orman sınır noktasının … … tarlasının kuzeybatı köşesine denk geldiği ifade edilmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ise, davaya konu 190 ada 2 parselin kuzeyinde orman, güney batısının bir kısmında orman, güney doğusunda ise … …’e ait tarla olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda 171 numaralı orman sınır noktası … … tarlasının kuzeybatı köşesine denk geldiğine ve davalı parselin … da … …’e ait tarla olduğu ifade edildiğine göre dava konusu yer … … tarlasının kuzeyinde orman kadastro sınırları içinde kaldığı sonucu çıkmaktadır. Orman bilirkişi tarafından bu husus açıklanmadığı gibi davacı …’e ait dava konusu taşınmazın … … tarlasından ifrazen oluşup oluşmadığı da mahkemece araştırılmamıştır. Orman kadastro harita ve tutanakları ile uyumlu olmayan ve denetlenmeyen rapor ve krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle, mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak dört kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 30/03/2009 gün ve 2009/3716-5303 sayılı bozma kararında da ayrıntılı olarak açıklanan şekilde araştırma yapılarak, yerel bilirkişi beyanlarına başvurulup dava konusu taşınmazın 171 nolu orman sınır noktasının geçtiği … … tarlasından ifrazen oluşup oluşmadığı tespit edilmeli, yerel bilirkişi aracılığıyla yapılacak araştırmada dava konusu taşınmaz ifrazen oluşmamış ve 09/08/2010 tarihli keşifte belirtildiği gibi dava konusu taşınmaz 171 nolu orman kadastro noktasının kuzeyinde kaldığı tespit edildiği takdirde çekişmeli taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kaldığı kabul edilmeli, yine yerel bilirkişi yardımıyla yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, (özellikle orman kadastro tutanaklarında bahsedilen 170 nolu … … kavaklığı arasındaki müşterek hududun batı ucu, 171 nolu orman sınır noktasının tayin edildiği … … tarlasının kuzey batı köşesi, 171 nolu orman sınır noktasından güney yönde eğri hatla sağ taraf devlet ormanı, sol taraf … … tarlası, … … bağı, 3591 parsel sayılı … …, 3594 parsel nolu … …, 3596 parsel sayılı … …, 5787 sayılı Maliye Hazinesi, 3598 sayılı … … (… oğlu) tarlaları geçilerek, 172 sayılı Orman sınır noktasının tayin edildiği … …’ün tarlasının … köşesi tespit edilmeli) bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve
uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu, genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda bozma kararında yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.