YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/574
KARAR NO : 2011/4100
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/05/2000 gün ve …. sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Taşınmazların bulunduğu yörede kadastro tesbit tarihinden önce yapılıp kesinleşen bir orman tahdidinin bulunup bulunmadığı araştırılmamış, Orman Yönetimi özellikle yapılan itirazlar nedeniyle orman tahdidinin kesinleşmediğini iddia ettiği halde, özellikle bu konu üzerinde durulmamış, çekişmeli taşınmazlarla öncesi bir bütün olduğu tutanaklarda yazılı ve aynı tapu kaydının revizyon görmesi ile tesbitleri yapılan parseller hakkında aynı nedenle açılmış davalar bulunup bulunmadığı, varsa, tapu kaydına kapsam belirlenmesi ve parsellerden biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği dikkate alınarak H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi hükmüne göre dava dosyalarının birleştirilmesi düşünülmemiş, kuzeydeki 570 ve 571 nolu parsellerin tesbitine esas alınan 58 nolu vergi kaydı çekişmeli parsel yönünü çamlık okuduğu ve parsellerin sınırında eylemli olarak orman bulunduğu, tesbite esas alınan tapu kaydının da açık yön bırakmadan taşınmazların tümünü içine almadığı nazara alınarak, 3402 Sayılı Yasanın 20/c maddesi hükmüne göre tapu kaydı kapsamının yüzölçümüne değer verilerek belirlenip belirlenmeyeceği hüküm yerinde tartışılmamış, yörede tesbit tarihinden önce kesinleşmiş orman sınırlaması yok ise, yöntemine uygun olarak orman araştırması yapılması gerektiği düşünülmemiştir. O halde, mahkemece çekişmeli parsellerin bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ait işe başlama, çalışma, işi bitirme ve askı ilan tutanakları ile tahdit haritası getirtilerek dosyaya katılmalı, davacı Yönetim tahdidin kesinleşmediği yolundaki iddialarını kanıtlayıcı tüm belge, dosya ve kanıtları sunması için yöntemine göre verilmeli, orman tahdidinin taşınmazlar yönü ile kesinleşip kesinleşmediği kesin olarak saptanmalıdır. Orman tahdidi kesinleşmiş ise, taşınmazların orman olup olmadığı kesinleşen tahdit haritasının bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yerinde kadastro paftası ile birlikte zemine uygulanmak suretiyle belirlenmesi, taşınmazların konumunun uzman ve fen ehli bilirkişilerince ortak düzenlettirilecek tahdit hattı ile irtibatlı krokide gösterilmesi gerekir. Orman tahdidinin kesinleşmediği saptandığı takdirde memleket haritası, eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, yine uzman orman mühendisi ve fen elemanı aracılığıyla keşifte çekişmeli yerler ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle bu belgelerde taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; Mahkemece tahdidinin kesinleşip kesinleşmediği saptanmasını takiben yapılacak araştırmada taşınmazların orman olmadığı saptandığı takdirde, taşınmazların tesbitine dayanak yapılan tapu kaydı değişebilir sınırları
içerdiğinden yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli kapsamı özellikle kesinleşmiş parsel tutanakları da dikkate alınarak tayin olunmalı, miktar fazlasının sınırda bulunan ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmelidir.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 572 ve 576 parselin kadastro tespitinin iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olmasına ve çekişmeli taşınmazlara uygulanan Eylül 322 tarih 52 nolu tapu kaydının miktarından fazla yüz ölçümüyle dava dışı 557 ila 562, 566 ila 571, 574, 575, 577 sayılı parsellere de uygulanıp miktarı itibariyle dava konusu taşınmazları kapsamadığı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 4, 5, 6 ve 7. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 07/04/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.