Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5886 E. 2011/9652 K. 12.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5886
KARAR NO : 2011/9652
KARAR TARİHİ : 12.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, … köyü 155 ada 60 parsel sayılı 2046,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE ve dava konusu parselin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 02.06.1948 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 01.02.2001 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 2008 yılında 4999 sayılı Yasayla değişik 6831 sayılı Yasanın 9. maddesine göre fenni hataların düzeltilmesi çalışmaları bulunmaktadır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurumaya elverişli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı yasaya göre 1948 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında yürürlükte bulunan 12/01/1940 tarihli yönetmeliğin 12. maddesi gereğince bazı yerlerin fiili durumları gösterilerek orman sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmış olup buna ilişkin harita bilirkişilerce uygulanmamıştır. Ayrıca davalı tarafça eklemeli zilyetliğe dayanıldığına göre muris ve diğer mirasçılar yönünden 3402 Sayılının 14. maddesinde düzenlenen yasal sınıra ilişkin araştırma yapılmamış, mirasçılar yönünden ortak muristen gelen başkaca taşınmazlara ilişkin açılmış başkaca dava olup olmadığı araştırılmadığı gibi aralarında bağlantı olması nedeniyle birleştirme hususu düşünülmemiştir.
O halde; eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ile varsa 12/01/1940 tarihli yönetmeliğin 12. maddesi gereğince fiili durumları gösterilerek orman sınırları içinde bırakılan yerlere ilişkin harita ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 01.12.1940 tarihli orman tahdit ve tescil talepnamesinin 38. maddesi gereğince fiili durumu tespit edilerek orman sınırı dışında bırakıldığının tespit edilmesi halinde, taşınmazın bu şekilde 1948 yılında niteliğinin belirlenmesinin hak sahiplerinin geçerli bir tapusu varsa o tapuya dayanarak orman kadastrosuna itiraz davasına imkan vermek olduğu, aslında taşınmazın orman kadastrosu içinde bırakıldığı, orman kadastrosunun iptali için hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava da açılmadığı gözönünde bulundurulmalı, 3402 sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, mirasçılar aleyhine açılmış ve derdest dava varsa 40/100 dönüm sınırlaması yönünden aralarında bağlantı bulunan davaların H.Y.U.Y.nun 45 ve devamı maddeleri gereğince birleştirilmesi hususu düşünülmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi.