Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5888 E. 2011/9660 K. 12.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5888
KARAR NO : 2011/9660
KARAR TARİHİ : 12.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … mirasçıları ile davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … İlçesi … Mahalle 764 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı sırasıyla 21872,63 m², 6452,73 m² ve 23064,86 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği ile nitelikleri ile sırasıyla …, … ve … adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların kendisine ait olan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazların orman içi açıklık olduğu ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın KABULÜ ile kadastro tespitlerinin iptaline ve dava konusu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … mirasçıları ile davalı … tarafından 764 ada 1 ve 3 sayılı parsellere ilişkin temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 2007 yılında yapılıp 03/04/2007 – 03/10/2007 tarihleri arasında askı ilanı yapılarak 04/10/2007 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde çalışması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 764 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden oldukları ve bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmalarının zorunlu olduğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı gerçek kişiler aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2. ve 3. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine ikinci bent olarak “2-6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 12.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.