YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/59
KARAR NO : 2011/3852
KARAR TARİHİ : 05.04.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği …. köyü Köyiçi mevkisinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne; fen bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik davanın reddine; (A) harfi ile gösterilen 7625.76m2 yüz ölçümündeki taşınmazın davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmün davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/04/2007 tarih, 2007/4758- 5106 Sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “… Orman İşletme Müdürlüğü tarafından benzer nitelikte ve Dairece daha önce temyiz incelemesi yapılan dosyalar arasına gönderilen belgelerden çekişmeli taşınmazın yer aldığı … Köyünde 30/05/2005 tarihinde 60 nolu orman kadastro komisyonunca 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlandığı, bu çalışmanın 07/07/2005 tarihinde sonuçlandırılarak sonuçlarının 10/08/2006 tarihinde ilan edildiğinin anlaşıldığı, davanın, 29/01/2003 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında yapılıp, ilan edilen orman kadastrosunun davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmeyeceği, eldeki tescil davasının aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü, kadastro Mahkemesince bakılacak dava türlerinin 3402 sayılı Yasanın 26. maddesinde gösterildiği ve 6831 sayılı Yasanın 11. maddesine göre bu davalar dışında, altı aylık askı süresi içinde açılan orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarının da kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılacağı, bu nedenlerle tescil davasında asliye hukuk mahkemesinin, orman kadastrosuna itiraz davasında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilmesi gerektiği, görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında, temyiz aşaması da dahil olmak üzere tarafların her birince ileri sürülebileceği gibi resen de gözetilebileceği, mahkemece anılan yönler göz önüne alınarak; orman kadastrosuna itiraz davası, tescil davasından ayrılıp, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizliğe karar verilerek tescil davası elde tutulup orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesi” gereğine değinilmiştir. Asliye hukuk mahkemesince bozma ilamına uyulmuş, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölüme yönelik davanın sıfat yokluğundan reddine, (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik davanın ise esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün orman sınırları dışında kaldığı, bu bölüme yönelik olarak taşınmazın orman sınırları içine alınmasına yönelik orman kadastrosuna itiraz davasında davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, hem (A), hem (B) harfi ile gösterilen bölümlerin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da mahkemece davanın nitelendirilmesi yanlış olduğu gibi yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Şöyle ki;
1) Davacı çekişmeli yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, kendisi yararına kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu ileri sürülerek adına tescili istemi ile genel mahkemede dava açmıştır. Yörede orman kadastrosuna başlanmış olması ve davanın orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşmüş olması nedeniyle dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Taşınmaz kesinleşmeyen orman kadastrosu sırasında orman sınırları dışında bırakılmış olsa bile öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olup olmadığı incelenerek uyuşmazlığın esası hakkında bir hüküm kurulmalıdır. Bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün % 5- 10 eğimli olduğu, üzerinde iki katlı ev ile yaşları 8 ila 30 arasında değişen çeşitli meyve ağaçlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Orman bilirkişileri tarafından yöntemince yapılan uygulamaya göre bu yer 1956 tarihli memleket haritasında çalılık rumuzlu açık alanda kalmaktadır.
6831 sayılı Yasanın 1/j maddesinde “funda ve makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı” hükmü bulunmaktadır. 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayinine Esas Olacak Tanımlar” başlıklı 23. maddenin (o) bendinde maki ve funda türü ağaçların isimleri sayılmıştır. Aynı maddenin (p) bendinde “orman ve orman toprak muhafaza karakteri; üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü mümkün değildir. (A) harfli bölüm yönünden davanın kabulüne ve bu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2) Bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümle ilgili temyiz itirazlarına gelince; bilirkişilerce bu yerin yöreye ait 1956 tarihli memleket haritasında çalılık rumuzlu alanda kaldığı, eğiminin ise % 10 ila 20 arasında değiştiği bildirilmektedir. Yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri gereğince taşınmazın bir bölümünün orman sayılan, bir bölümünü sayılmayan yerlerden olduğu anlamı çıkmaktadır. Bilirkişilerce çekişmeli yerin hangi bölüm ya da bölümlerinin % 12’yi aşan; hangi bölüm yada bölümlerinin % 12 ve altında eğimli olduğu belirlenmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin
onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın gerçek eğimi ile varsa % 12’ yi aşan eğimli kesimleri belirlenmeli, 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince % 12 ve altında eğimli bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu düşünülmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 05/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.