Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5906 E. 2011/10802 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5906
KARAR NO : 2011/10802
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … , … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yörede 1957 yılında yapılan genel arazi kadastrosu ile 3255 parsel sayılı 7250 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile …; 3253 parsel sayılı 5250 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla niteliği ile … … mirasçıları adlarına tespit ve tapuya tescil edilmişlerdir.
Davacı … Yönetimi, … ilçesi, … köyü, … mevkiinde bulunan davalılar adına kayıtlı 3253 ve 3255 nolu parsellerin, bölgede 2007 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu çalışmaları sırasında 81 nolu orman kadastro komisyonu tarafından orman kadastrosu sınırları içerisinde bırakılan bölümlerine ait tapunun iptaliyle orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. …, … ve … ise taşınmazların tarım alanı niteliğinde olduğu, bu nedenle tahdidin iptal edilerek, taşınmazların orman sınırları dışına çıkartılması gerektiğini ileri sürerek ayrı ayrı davalar açmışlardır. Mahkemece orman yönetimince açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak; 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı … Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Hükmüne uyulan 22/10/2009 tarih, 2009/ 11420 – 15409 sayılı ve aynı tarih 2009/ 11425 – 15403 sayılı bozma ilamlarında “Davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle verilecek mahkeme kararının, yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği; ne varki; mahkemece herhangi bir araştırma ve uygulamanın yapılmadığı, taşınmazın gerçekten kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmediği, bu nedenle mahkemece kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının yerine uygulanıp kesinleşen orman kadastrosuna göre taşınmazın sınırları belirlenerek orman kadastrosu sınırları içerisinde kalıyorsa davanın kabulüne, dışında kalıyorsa şimdi olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamlarına uyulduktan sonra ilgili dava dosyaları birleştirilerek Orman Yönetiminin davasının kabulüne, çekişmeli 3253 parselin tamamı ile 3255 parselin bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4710 m2’lik bölümünün tapu kayıtlarının iptaline, bu bölümlerin orman niteliğinde Hazine adına tesciline; davacılar … , … ve … tarafından açılan davaların reddine karar verilmiş, hüküm …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil ile tahdidin iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu 28.02.2008’de ilan edilerek 28.08.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Arazi kadastrosu çalışmaları ise 1958 yılında yapılmış ve dava konusu parsel itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan 4, 5, 8 ve 10 numaralı bentlerin kaldırılarak, bunun yerine, “ Orman Yönetimi tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında 6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdıkları peşin temyiz harcının istek halinde iadesine 29.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi.