YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5997
KARAR NO : 2011/5789
KARAR TARİHİ : 09.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İlçesi … Mahallesi 1287 ada 20 parsel sayılı taşınmaz, 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasayla eklenen ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında bahçe niteliğiyle, beyanlar hanesinde … oğlu … ve … … oğlu … …’un kullanımında olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, taşınmaz üzerinde bulunan dükkanının muhdesat olarak yazılmadığından tespit tutanağının beyanlar hanesine 90 m²’lik dükkanının kendisine ait olduğunun şerh verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki “iş bu taşınmaz bahçe 20 yıldan beri … oğlu … ve … … oğlu … …’un kullanımındadır” ve “iş bu taşınmaz üzerindeki 2 katlı kargir bina adı geçenlerin kullanımındadır” ibarelerinin çıkartılarak “iş bu taşınmaz 20 yıldan beri … oğlu …, …, …, … ve …’a ait olup bunların kullanımındadır, üst kat ise … … oğlu … …’a ait olup, onun kullanımındadır” şeklinde dercine karar verilmiş, hüküm davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda bulunan kullanım durumunun düzeltilmesine ilişkindir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesinde adına zilyetlik şerhi verilen kişi tarafından, beyanlar hanesindeki kullanımın düzeltilmesi talebi ile açılan kullanım kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tespit maliki olan hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde kadastro müdürlüğünü taraf göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin kadastro müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup yargılama sırasında kadastro müdürlüğü, Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı).
Kabule göre de; dava konusu taşınmaz hakkında açılmış iki ayrı dava olduğu dosya arasında bulunan tutanak fotokopisinden anlaşılmakla, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olması da gözönüne alınarak H.Y.U.Y.’nın 45 ve devamı maddeleri gereğince davaların birleştirilmeden ayrı ayrı karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.