Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6041 E. 2011/12517 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6041
KARAR NO : 2011/12517
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar veakili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava konusu Çekmeköy 3156 parsel sayılı, 148623,47 m2 yüzölçümlü hali arazi niteliğindeki taşınmaz, 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu 1088 numaralı orman parselinden ifraz edilmiş gibi gösterilerek idari yoldan tapu kaydı oluşturulup, beyanlar hanesine 2/B madde şerhi de verilerek Hazine adına tescil edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları; 3156 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesine ekli krokide gösterilen bölümlerinin zilyetliklerinde bulunduğu, tapu kaydının iptal edilerek adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Davanın devamı sırasında tapu kaydına tutunmuşlardır. Mahkemece dava konusu yerlerin dayanak Mayıs 307 tarih 40 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kaldığının Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/9 esas sayılı dosyasında yapılan keşifte belirlendiği ve taşınmazın davacıların zilyetliklerinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 5.2.2009 gün 2008/14463-2009/1536 sayılı bozma kararında özetle; “Davacıların tutunduğu tapu kaydının kökü olan Mart 90Y.40 sıra nolu tapu kaydının miktarının 40 dönüm olduğu, daha sonraki gittilerinden Mayıs 307 D.38 sıra nolu kayıtta miktarı 120 dönüme çıkarılmış ise de, tapu kaydının yüzölçümündeki artışın hukuki dayanağı ve haklı bir sebebinin bulunmadığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen Mart 90Y. 40 sıra nolu kayıt ile Mayıs 307 D. 38 sıra nolu kaydın düşünceler bölümünde “hasılatından yazılmıştır” açıklamasının bulunduğu , diğer taraftan yerel tapu sicil müdürlüğü tarafından gönderilen Mayıs 307 tarih 38 sıra nolu kayıtta “hükümsüzdür şerhi”nin bulunduğu, bu açıklamalar karşısında dayanak tapu kaydının kökünün dahi hasılat defterine göre oluşturulduğu ve miktarının 40 dönüm olduğu, gitti kayıtlarındaki artışın yasal hiçbir dayanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı, dayanak tapu kaydının yüzölçümünde yapılan artışın hukuki bir dayanağı olmadığından doğru esasa dayalı ilk kayıt yani kök tapudaki miktarın esas alınması gerektiği, kaldı ki dayanak tapu kaydının da 1972 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında dava dışı 32 parsel sayılı taşınmaza miktarı ile revizyon gördüğü, dosya içinde bulunan 32 parsele ait Üsküdar Tapulama Hakimliğinin 12.11.1979 gün 1979/32-58 sayılı dosyasında çekişmeli taşınmazında içinde bulunduğu 3156 parselin, tahdit içinde kalan Devlet Ormanı olarak gösterildiği, davacılar çekişmeli yerleri dayanak tapu kaydının maliklerinden haricen satın aldıklarını iddia etmişler ise de bu yönde belge veya senet dosyaya sunmadıkları, bunlardan ayrı kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümleneceği, ancak, bu sınırlandırmada 4785 sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerektiği, 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirildiği, devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutuldukları, İadenin koşullarının yasada gösterildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitirdikleri, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 4785 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1943 yılında yapıldığından, kesinleşen tahdit haritası çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası dışında kalan bölümünün orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, Dairenin geri çevirme kararı üzerine bilirkişi kurulundan alınan ve yöntemince düzenlenen 1957 tarihli aplikeli memleket haritasında çekişmeli yerin büyük bölümünün çalılık rumuzlu yeşil alanda gözüktüğü, 1972 yılında yapılan ilk arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin kadastro paftası üzerinde “Devlet Ormanı” belirtmesi ile kadastro dışı bırakıldığı, ilk tahdidin 4785 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce yapılmış oluşu ve 1972 yılında yapılan ilk genel arazi kadastrosu sırasında taşınmazın pafta üzerine “devlet ormanı” olduğu yazılarak kadastro dışı bırakılması nedeniyle 1943 yılı orman kadastro sınırları dışında kalsa dahi Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, çekişmeli taşınmazın Devlet Ormanı olduğu sonucuna ulaşılacağı, ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı, kamu malı niteliğindeki ormanlarda özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı gözetilerek gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 03/11/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.