YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6058
KARAR NO : 2011/6575
KARAR TARİHİ : 31.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 10.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16.06.2009 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davalı Kale Boya Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … köyü 3240 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, … Köyü 3240 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, 2/B uygulamasına bağlı olarak arsa niteliğiyle Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerindeki konutların davalıya aidiyetine karar verilmiş, hüküm davacı KALE BOYA TUR.İNŞ.SAN.ve TİC.A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 03/07/1944 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile 1978 yılında ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ile 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa değişik 2. madde uygulaması vardır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığı, 1978 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı yasanın 1744 sayılı yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile krokide (G) ile işaretli 28228 m2 yüzölçümündeki bölümünün I sayılı poligon içinde orman sınırları dışına çıkartıldığı, A, B, C, D, E, F ile işaretli bölümlerinin ise orman sınırı içinde kaldığı, çıkarma işleminin, 6831 sayılı Orman Yasasının 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin 2. fıkrasına göre değil 1. fıkrasına göre uygulama yapılarak nitelik kaybettiği gerekçesiyle orman sınırı dışına çıkartıldığı, 2. fıkraya göre çıkartılmadığı için, 2. madde uygulamasının kesinleşmesi durumunda dahi 1744 sayılı Yasanın davacı kişi yararına uygulanamayacağından, 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu,taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744
Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceğinden o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1955 yılında yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmaz hakkında, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, her ne kadar, çekişmeli taşınmazın , A,B,C,D,E F ile işaretli bölümlerinin ise orman sınırı içinde kaldığı anlaşılmış ise de bu hususta hazinenin temyizi bulunmadığı gibi, bu bölümlerin orman olarak tescilinin orman yönetimi tarafından istenebileceğinden, mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 6,7,8,9. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 31/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.