YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6140
KARAR NO : 2011/10329
KARAR TARİHİ : 21.09.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.07.2009 gün ve 2009/10458-12034 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, bozmada değinildiği halde, aplikasyonda oran sınır noktalarının yeri konusunda yerel bilirkişi dinlenmediği gibi orman kadastrosu ve aplikasyon işlemlerinin yapılında hareket noktası olarak kullanılan hava fotoğraflarının uygulanmadığı, orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen orman sınrı hattına irtibatlı kroki ile birer örneği dosyada bulunan 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahditi ve 1744 sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon haritasındaki aynı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattının çeliştiği, çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 2924 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda Hazine adın tesbit edildiği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı,
Uyuşmazlığın; Orman Yönetimi tarafından kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan alanların tel örgü ile koruma altına alınması için dikilen direklerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları esas alınarak dikilip dikilmediği, bu sınırlara uyulmadan dikilmişse, Orman Yönetiminin bu şekilde el atmasının önlenmesini istemek için taşınmazı kullanan davacı gerçek kişinin dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı, başka deyişle, davacı sıfatı bulunup bulunmadığı, davanın ihbarı suretiyle Hazinenin bu davaya davacı yanında katılıp katılamayacağı, taşınmazın 2/B madde gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğinde olduğuna göre, Orman Yönetimi tarafından bu bölümün orman olarak kullanılmak üzere kendilerine tahsisi istendiğinde, Hazinenin bu isteme karşı koyup koyamayacağına ilişkin olduğu,
Dava dilekçesinde, Hazineyi dava ihbar edilen olarak gösterildiği, Hazine avukatının 02.10.2002 tarihinde yapılan ilk yargılama oturumuna katılarak verdiği 02.10.2002 tarihli dilekçesinde dava konusu taşınmazın 2/B madde gereğince Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yer olarak Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, davacı kişinin dava açma ehliyeti bulunmadığı, usül hükümlerine uyulmadan açılan bu davanın reddi gerektiğini bildirdiği, mahkemece deliller toplanmadan davanın tensibiyle birlikte keşif günü belirlenerek yargılamanın 02.10.2002 gününe ertelendiği, davalı … Yönetimine ve ihbar edilen Hazineye haber verilmeden 12.09.2002 günü sadece fen memuru … … huzuruyla keşif yapıldığı, yukarıda belirtildiği gibi Hazine vekilinin 02.10.2002 tarihinde yapılan ilk duruşma oturumunda davanın reddini istediği, 23.10.2002 günlü oturumda davaya müdahil olmayacaklarını, dava ihbar edilen üçüncü kişi sıfatıyla yargılamaya katıldıklarını bildirdiği, 17.06.2005 tarihinde verdiği katılma dilekçesi ile “Hazinenin taşınmazına yapılan elatmanın önlenmesi ve çekişmenin giderilmesinin tespitine” karar verilmesini istediği, mahkemece Orman Yönetimine haber verilmeden ilk duruşma gününden önce yapılan keşif sonucu verilen fen memuru … …’un 17.09.2002 günlü krokisi esas alınarak verilen hükmün, katılan Hazine ile davalı … Yönetiminin temyizi üzerine yukarıda özetlenen Daire kararında belirtilen nedenlerle bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak alınan 02.02.2009 günlü rapor, bozma kararında esas alınan rapora hiç benzemediği halde ve 2522 sayılı parselin tamamı dava konusu da olmadığı halde, herhangi bir rapor ve krokiye yollama yapılmadan “davacı ve müdahil davacı Hazinenin davasının kabulüne, Orman İdaresinin 2522 sayılı parsele yaptığı müdahalenin men-ine” karar verildiği,.
Dava dilekçesinde Hazine davaya ihbar edilen sıfatıyla gösterildiği, Hazine vekilinin de kişinin davasının reddini istediği, daha sonra davaya katılma isteminin davacı yanında davaya feri katılma istemi olarak kabul edileceği, Hazinenin feri katılımından söz edebilmek için, davanın yöntemince dava açma ehliyetine sahip kişi tarafından açılmış olması gerektiği, davacı sıfatı bulunmayan bir kişinin açtığı davaya aslen yada ferren katılmak olanağı bulunmadığı, çekişmeli parselin, tapuda 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle tapuda kayıtlı olduğu, davacı kişinin, mülkiyet sahibi olmadığı, dava dilekçesinde zilyetliğine yapılan el atmasının önlenmesini istediği, yani; sadece zilyetliğin dava konusu edildiği, Hazinenin ise, mülkiyet sahibi olduğu, 2924 sayılı Yasa hükümlerine göre zilyet ile hak sahipliği farklı kavramlar olduğu, halen taşınmaza zilyet olan kişinin, hak sahibi tesbit komisyonunca, yasal koşulları taşımadığından hak sahibi olarak belirlenmeyebileceği, o halde; çekişmeli taşınmaz üzerinde narenciye ağaçları bulunan davacı kişinin, sadece zilyetlik konusunda açtığı davaya mülkiyet sahibi Hazinenin katılma olanağı bulunmadığı,
Orman Yönetimi tarafından 12.03.2003 tarihinde Hazine aleyhine … Beldesi 2522 sayılı parselin 2600 m2 bölümünün öncesinin ve halen eylemli orman olduğunun tesbiti istemiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinde Hakem sıfatıyla açtığı davanın reddine ilişkin 09.03.2005 gün ve 2003/85-82 sayılı kararı, mahkemenin 23.06.2005 gün ve 2003/85-82 sayılı kararı ile Orman Yönetiminin itirazı red edilerek kesinleşmişse de, 3533 sayılı Yasanın değişik 4. maddesi gereğince Hakem tarafından taşınmazın aynına ilişkin karar verilemeyeceğinden, kesinleşen bu hakem kararı somut olay için kesin hüküm oluşturmayacağı, 18.11.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/5. maddesi gereğince, 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi, 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Yasalarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerlerin, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edileceği, Tahsisi yapılan bu yerlerin Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edileceği hükmü gereğince, bu yerin orman olarak kullanılmak üzere tahsisinin istenmesi halinde, Hazine tarafından orman olarak kullanılmak üzere Orman Yönetimine tahsisinin zorunlu olduğu, yapılan uygulamanın yetersizliği bir yana, bu konuda Orman Yönetimine önel verilip sonucunun beklenmediği, dava konusu parseli ilgilendiren IV nolu poligonun 1744 sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu 08.11.1978 tarihli 6 nolu tutanakla orman rejimi dışına çıkartıldığı, daha sonra 1988 yılında IV nolu poligonun güney batısında bulunan ve XXV nolu 2/B madde poligonu olarak 27.07.1987 tarihinde 7 nolu tutanakla 2145, 2406, 2407, 2408, 2409, 2148, 2147, 2146 ve 2145 orman sınır noktaları ile orman rejimi dışına çıkartılmışsa da, 02.03.1988 tarihli 12 nolu tutanakla … (Bu davada davacıdır.) 06.08.1983 tarihinde açma olan zabıtlı olduğu gerekçesiyle iptal edilerek yine orman sınırları içinde bırakıldığı ve işlemin kesinleştiği, … Kartal isimli kişinin bu yer hakkında Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine açtığı el atmanın önlenmesi davasının Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.05.2002 gün ve 2001/167-129 sayılı kararı ile reddedildiği, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu davada Hazine ve Orman Yönetimi taraf olduğundan XXV nolu poligonun orman sınırı içinde kaldığına ilişkin mahkeme kararı Hazine ve Orman Yönetimini ve Hazinenin halefi olan davacı
kişiyi bağlayacağı gibi, 02.03.1988 gün 12 nolu tutanakla XXV nolu poligonun yeniden orman rejimi içine alınmasına ilişkin işlemin kesinleştiğinin kabul gerekir. Dava konusu taşınmazı ilgilendiren 2145-2146 O.S. hattı orijinal haritada … açı ile kuzey-batı-güney ve doğu yönünde devam ettiği halde, bilirkişi raporunda aynı hat aynı yönde yatık açı ile devam ettiği, yine … , 02.03.1988 gün 12 nolu tutanakla orman sınırı içine alınan XXV nolu poligonun içindeki ormanı açmasından dolayı sulh ceza mahkemesinin 19.04.2001 gün ve 2000/704-69 sayılı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, bu nedenle, 27.07.1987 gün 7 nolu tutanakla XXV poligon numarası verilerek orman rejimi dışına çıkarılan, ancak daha sonra 02.03.1988 gün 12 nolu tutanakla 2/B madde uygulaması iptal edilerek yeniden orman sınırları içine alınma işlemi orman sınır hattı yeniden seçilecek üç orman ve bir harita mühendisi aracılığıyla önceki bozma kararında belirtildiği gibi sözü edilen 02.03.1988 gün 12 nolu tutanak ve eki harita yerine uygulanıp, dava konusu 2522 sayılı parselin kesinleşen orman kadastro haritasına göre konumunun belirlenmesi, bozma kararından önce dava konusu yerin Harita Mühendisi … … tarafından düzenlenen 07.09.2002 tarihli raporun eki krokide 2522 sayılı parselin kırmızı … 1051.79 m2’lik bölümü olduğu gözönünde bulundurularak bu bölümün tamamının ya da bir kısmına orman sınırı içinde kalıp kalmadığı, kalıyorsa Orman Yönetiminin bu yere el atmasının bulunup bulunmadığı, el atıyorsa nasıl el attığının belirlenmesi, bu konuda bilirkişilerden müşterek imzalı XXV nolu poligon ile 2522 sayılı parseli ve bu parselin dava konusu edilen bölümü ile irtibatlı infaza uygun rapor alınması, şayet Orman Yönetiminin el attığı yer 02.03.1988 gün ve 12 nolu tutanakla orman sınırı içine alınan XXV nolu poligonun dışında IV nolu 2. madde poligonu içinde kalıyorsa Orman Yönetiminin bu yeri 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/5. maddesi gereğince Maliye Bakanlığından tahsisini isteyip istemediği sorularak bu konuda Yönetim vekiline önel verilerek sonucu beklenilmesi, davacı kişinin zilyetliğe dayanılarak açtığı davaya Hazinenin mülkiyet hakkına dayanarak asli ve fer-i müdahil olarak Orman Yönetiminin bu yere el atmasını isteyemeyeceği, dolayısıyla bu konuda müdahil olarak davaya katılamayacağı göz önünde bulundurularak toplanan deliller birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Bozma kararına uyulduktan sonra bu kez mahkemece, davanın KABULÜYLE, çekişmeli … beldesi 2522 sayılı parselin 11.03.2010 tarihli bilirkişi krokisinde kahverengi ile gösterilen alana yapılan el atmanın önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 01.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 21/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.