Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6141 E. 2011/9688 K. 13.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6141
KARAR NO : 2011/9688
KARAR TARİHİ : 13.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve gerçek kişiler vekili ile davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi 21.06.2010 günlü dilekçesiyle, … köyü 311 sayılı asliye hukuk mahkemesinin 2009/141-253 sayılı dosyasında bilirkişi raporlarında (1) ile gösterilen 7094.534 m2 ve (E) ile gösterilen 934.75 m2 olmak üzere toplam 8029.284 m2 bölümün yörede 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu halde yolsuz olarak davalı gerçek kişiler adına tapu kaydı oluşturulduğu, tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini, davalıların elatmasının önlenmesini, tapudaki şerhlerin silinmesini istemiştir. Mahkemece, Hazine aleyhine açılan davanın husumetten REDDİNE, gerçek kişiler aleyhine açılan davanın KABULÜNE, 22.11.2010 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde (1) ve ( E) ile gösterilen bölümlerin davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, Hazine dışındaki davalıların taşınmaza el atmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekili, davalı Hazine ve davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline, el atmanın önlenmesine, tapudaki davalı gerçek kişiler yararına olun şerhlerin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmış, ekip çalışmaları 03.04.1981 tarihinde ilan edilmiş, itirazlar usulünce incelenmemiş, 1984 ila 1986 yıllarında yapılan aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamalarında 1744 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan çalışmalara itirazlar komisyonca usulünce incelenip ilan edilmediğinden yok sayılıp, 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırlarının aplikasyonu, herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 631 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 07.04.1988 tarihinde ilan edilip, 08.10.1988 tarihinde kesinleşmiştir.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin ekli krokisinde (A) işaretli 1704,66 m2, (B) işaretli, 1231,17 m2 ve (C ) işaretli 1737,35 m2 yüzölçümündeki bölümlerin orman sayılmayan alanda, (D) ile gösterilen 750,562 m2 bölümün ve (F) ile gösterilen 3039,464 m2 bölümünün 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahasında kaldığı, aynı krokide (1) ile gösterilen 7094,534 m2 ve ( E) ile gösterilen 934,75 m2 bölümleri ise 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı belirlenip,5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edilip, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de 23.07.2011 tarihinde yayımlandığı,
Gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve bu maddeler özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrımda içermemekteyse de, “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararlarının yerleşik içtihat halini aldığı (Örneğin: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 08.05.1987 tarih 1986/3 Esas ve 1987/4 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19 E. 2002/97 K.; 09.06.2004 gün ve 2004/1-335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 gün ve 2006/4206 – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 gün ve 2008/1911-3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261 sayılı kararları) gözetilerek, çekişmeli parselin 22.11.2010 günlü bilirkişi krokisinde (1) ve ( E ) ile gösterilen bölümlerine ilişkin davanın kabulüyle, bu bölümlerin tapu kayıtlarının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, parselin diğer bölümlerine ilişkin davanın ise reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı … Yönetiminin tüm, davalı Hazine ve davalı gerçek kilerin aşağıda ikinci bendde söz edilenler dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davalı Hazine ile … mirasçılarının diğer temyiz itiralarına gelince; çekişmeli … köyü 311 sayılı parselin Ölü … adına tapu kayıtlı olduğu, tapuda henüz mirasçılarına intikal işlemi yapılmadığı, bu nedenle tüm mirasçılarının davalı sıfatlarının bulunduğu gibi, Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının kısmen kabulüne ilişkin asliye hukuk mahkemesinin 23.10.2003 gün ve 2002/357-386 sayılı kesinleşmiş kararı nedeniyle Hazinenin davalı sıfatı bulunduğu gözetilmeden, Hazine aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi, yine 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle, davacı … Yönetiminin tüm, davalı Hazine ile gerçek kişilerin ise aşağıdaki ikinci bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinici bendde açıklanan nedenlerle, davalı Hazine ile davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran gerçek kişilere iadesine 13.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi.