YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6674
KARAR NO : 2011/6333
KARAR TARİHİ : 25.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi … köyü 1086 parsel sayılı 3.692,09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ocak 1952 tarih 161 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliğiyle … … adına tesbit edilmiş, itirazsız kesinleşmiş, satış yoluyla davalıya geçmiştir..Daha sonra 2859 sayılı yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında 3.700 m2 yüzölçümlü olarak 147 ada 82 parsel numarasını almıştır.
…’ın 1086 parselin beyanlar hanesindeki orman şerhinin silinmesi istemiyle açtığı dava Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.11.2009 gün 2008/469-2009/381 sayılı kararı ile reddedilmiş, temyiz edilmeksizin 2.4.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı … Yönetimi; Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/469 esas sayılı dosyasında çekişmeli 147 ada 82 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı belirlendiğinden tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili, davalının el atmasının önlenmesi, beyanlar hanesindeki üçüncü kişiler ve kurumlar lehine konulan tüm şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, … tarafından orman yönetimi aleyhine açılan Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/469 esas sayılı dosyasında çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı belirlenerek davanın reddine karar verildiği, kararın 2.4.2010 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 147 ada 82 parselin tamamının tapu kaydının iptal edilerek, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalının bu yere yönelik elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan tapu kaydının iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 25.05.1947 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1968 yılında genel arazi kadastrosu, 26.11.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.11.2009 gün 2008/469-2009/381 sayılı dosyasında hükme dayanak yapılan uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın tamamının 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kaldığı, 1950 yılında 5653 sayılı Yasa hükümlerine
göre makiye ayrıldığı, yörede çalışan makiye ayırma komisyonu yasa ve yönetmelik hükümlerine göre kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun çalışmadığı, uygulanabilir bir harita çizmediği, eylemli ve yüksek eğimli devlet ormanlarını da makiye ayırdığı bu nedenle yaptıkları çalışmalara değer verilemeyeceği, kaldı ki toprak tevzii komisyonunca tevziye tabi tutulan alanda ıslah ve değişiklik yapılması imkanı bulunmadığı kaydıyla 02.01.1963 tarihinde onanmak suretiyle, yörede yapılan makiye ayırma işlemenin iptal edildiğine, toprak tevzi komisyonunca … … adına dağıtım ve tescilinin yapıldığı, taşınmazın tamamının tevzi haritasının kapsamında kaldığı, eğim ölçere göre % 25 eğimli olduğu, üzerinin halihazırda tam kapalı meşe baltalık orman örtüsü bulunduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlaşıldığına, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 1993/5-1 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, ve her ne kadar taşınmaz makiye ayırmadan sonra 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca tevzi edilmiş ise de, 4753 sayılı Yasanın 8. maddesinde ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığına, 6831 sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza(koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, anayasa ve yasalarda ormanların tevziiye tabi tutulacağı yönünde hiçbir hüküm bulunmadığı, kaldı ki çekişmeli taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağına, davalının bu taşınmazı satın alırken ödediği bedeli taşınmazı kendisine satanlardan koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği , davalının da taraf olduğu Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.11.2009 gün 2008/469-2009/381 sayılı kararının davalı yönünden HYUY’nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm niteliğinde bulunduğu, kesin hükmün davanın taraflarını , akdi ve ırsi ardıllarını bağlayacağı gözetilerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 19.1.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı yasaya eklenen 36/A
maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 sayılı yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı yasaya eklenen Geçici 11. maddesinde “Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü , henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca çekişmeli taşınmazın tapu maliki olan davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.Bu sebeple hükmün yargılama giderlerine ilişkin “3, 4 ve 5. bentlerinin “ tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “19.1.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı yasaya eklenen 36/A maddesi ve 6099 sayılı yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesi uyarınca Davacı … yönetimi tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, “cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün H.U.M.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.