YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6854
KARAR NO : 2011/10641
KARAR TARİHİ : 27.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen ek 4. madde gereğince yapılan kadastro sırasında, … ilçesi, … köyü 176 ada 10 parsel sayılı 8425,59 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle ağaçlık niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı ve taşınmazın tamamının eylemli orman haline dönüştüğü yazılmıştır. Davacılar, taşınmazın eylemli orman olmadığı ve kendi kullanımlarında olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu … köyü, 176 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yer alan “taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüşmüştür” ibaresinin iptali ile bu kısma “tarla niteliği ile davacılar … oğlu … ve … oğlu …’in müşterek kullanımındadır” ve yine niteliği kısmın da yer alan “ağaçlık” ibaresinin de iptali ile bu kısmın “tarla” olarak düzeltilmesine ve kadastro tutanağının yukarıda belirtilen düzeltmeler yapıldıktan sonra tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen ek 4. madde gereğince yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 19/09/1995 tarihinde askı ilanı yapılarak 20/03/1996 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 27/09/2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Davacılar; 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi kapsamında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, zilyet ve kullanımında olan … köyü 176 ada 10 parsel sayılı 8425.59 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, “Ağaçlık” niteliği ile “Eylemli orman haline dönüştüğü” şerhi de konulmak suretiyle Hazine adına tespit edildiğini belirterek, taşınmazın “Ağaçlık” olarak tespit edilen vasfının “Tarla” olarak değiştirilmesi, tutanaktaki “Eylemli orman haline dönüşmüştür” şerhinin silinmesi ve taşınmazın kendi zilyet ve kullanımında olduğunun şerh düşülmesi talebiyle, Hazineye husumet yönelterek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu talep kabul edilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi kapsamında yapılan, kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Dairemiz tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu çoğunluk tarafından hükmün onanmasına karar verilmiş olmakla birlikte, aşağıda belirttiğim gerekçelerle sayın çoğunluğun düşüncelerine katılamıyorum. Şöyle ki;
Kural olarak; bir davada davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) hakkın malikine, davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) ise o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Gayrimenkul mülkiyetine ilişkin davalarda davalı sıfatının, taşınmaz malikine (tapu sicilinde malik olarak gözüken kişiye) ait olacağı tartışmasızdır. Kural bu olmakla birlikte bir davada, davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olacağı, dava ile elde edilmek istenen sonuca göre belirlenmelidir.
3234 sayılı Yasaya göre, ormanların geliştirilmesi ve korunması işlevi Orman Genel Müdürlüğünce düzenlenmekte olup, bir taşınmazın orman olduğu savı ile açılacak davalarda aktif dava ehliyeti Orman Genel Müdürlüğüne aittir.
Ormanların kuru mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı ise Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğuna göre, orman savı ile dava açma hakkı, mülkiyet sahibi Hazine ile Orman Genel Müdürlüğüne aittir. Bunun dışındaki kurum, kuruluş ile özel ve tüzel kişilerin orman savı ile dava hakları bulunmamakta olup, bu ilkenin doğruluğu Dairemiz Yargıtayın gayrimenkule bakan Hukuk Daireleri ve HGK.’ nun istikrar kazanan uygulamaları ile kabul edilmiştir.
Belirtilen bu ana kural ve ilkenin doğruluğu kabul edildikten sonra kuralın mefhumu muhalifinden hareket edildiğinde; eylemli orman olduğu kadastro komisyonunca belirlenen bir taşınmazın, vasfının orman olmadığının belirlenmesi davasında pasif husumetin, mülk sahibi Hazine ile ormanlar üzerinde gözetim ve yönetim hakkı bulunan Orman Yönetimine ait olduğu sonucuna ulaşılması kaçınılmazdır. Başka bir anlatımla; bu tür davalarda, Hazine ve Orman Yönetimi arasında yukarıda belirtilen ilişki dikkate alındığında iki kurum arasında mevcut dava bakımından mecburi dava arkadaşlığı vardır.
Somut olayda; tutanaktaki “eylemli orman haline gelmiştir.” şeklindeki şerhin varlığı taşınmazın talep halinde yeniden kamu malı orman olarak tahsis hakkını Orman Yönetimine verecek aksine bir belirleme ise Orman Yönetiminin tahsis isteme hakkını ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle, davada Orman Yönetimine husumet yöneltilmesi yasal zorunluluktur.
Bir davada taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup davanın görülebilirlik koşuludur. Bu nedenle bu hususun taraflarca ileri sürülmese dahi davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Yerel mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulmalıdır.
Ayrıca, 05/11/2003 gün ve 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile, 1744 sayılı Yasanın 2. maddesi, 2896 ve 3302 sayılı Yasaların 2/B madde uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman vasfını taşıdığı Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerlerin, talep halinde Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilerek Hazine adına orman niteliği ile tescil edileceği hükmü getirilmiştir.
Davacılar tarafından dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosu sırasında tespit tutanağına yazılan “Eylemli orman haline dönüşmüştür.” şerhinin silinmesi talep edildiğine, talebin mahkemece kabul edilmiş olmasına göre, bu kabul kararı ile Orman Yönetiminin 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi hükmü kapsamında Hazine nezdinde yapacağı “Tahsis” talebinin önü kapatılarak taşınmazın eylemli orman olmadığı, mahkeme hükmüyle belirlenmektedir. Her ne kadar bu belirleme davada taraf olmayan Orman
Yönetimini bağlamaz ve hüküm kesin hüküm oluşturmaz ise de, güçlü bir delil olarak ayakta kalacağından, bir an için taşınmazın eylemli durumunun ortadan kaldırılması halinde, Orman Yönetiminin taşınmazı Hazineden tahsis için haklı bir nedeni de kalmayacağından yönetim aleyhine doğacak hak kaybının önlenmesini teminen husumetin Orman Yönetimine yaygınlaştırılması zorunlu olduğu gibi, böyle bir uygulama usul ekonomisinin de gereğidir.
Bu nedenle, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun hükmün onanması gerektiği görüşüne katılamıyoruz.