Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6893 E. 2011/7747 K. 21.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6893
KARAR NO : 2011/7747
KARAR TARİHİ : 21.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … VE ARK.

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 18.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.06.2010 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ve diğerleri vekili Avukat … ile diğer taraftan Orman Yönetimi vekili Avukat … …, Hazine vekili Avukat … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gerğeği düşünüldü;

K A R A R

Davacılar … ve … dilekçelerinde sınırlarını bildirdikleri, … köyünde bulunan, 10169 ila 10170 numaralı orman sınır noktalarının kuzeyinde kalan bölümün, yörede yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, Bu bölümün kendilerine ait olduğunun tesbiti istemiyle açtıkları davanın, eda davası açma olanağı varken tesbit davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle … 7. Asliye Hukuk Mahkemesince red edildiği, bu bölüm için yararlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adlarına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, taşınmaz 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman tahditi dışındaysa da, yörede 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B çalışmalarında orman sınırları içinde aplike edildiği, orman alanlarının zilyetlikle edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava genel kadastroda tapulama dışı bırakılmış parselin, Medeni Yasanın 713. Maddesi gereğince, zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 8 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1946 yılında yapılıp kesinleşmiş, daha sonra yörede 7 Numaralı Orman Kadastro komisyonu tarafından yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulaması 1975 yılında yapılıp 23./09.1975 tarihinde ilan edilmiştir. Aynı köyde 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1987 yılında daha önce yapılan orman kadastrosunun aplikasyonu, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması yapılıp, 13.06.1988 tarihinde ilan edilmiştir. Orman Genel Müdürlüğünün Kdm.1.kom 21-6/2503 sayılı 22.11.1995, … Orman Bölge Müdürlüğünün 23.11.1995 gün ve 05 Kd. 29-696/ 4513 sayılı emirleri ve
emirleriyle, … merkezkundu (…) köyü Kocaçam devlet ormanında daha önce yapılmış olan orman tahditinin aplikasyonu ile teknik hataların kontrolü ve tapulama paftaları ile uyumun sağlanması için 21 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunu görevlendirilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman tahditi, 1744 sayılı yasa döneminde yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulaması, daha sonraki yıllarda yapılan aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 2/B uygulamalarına ilişkin tutanak ve haritalar, Orman Bölge Müdürlüğünün görevlendirmesi üzerine 21 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca düzenlenen aplikasyon çalışmalarına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, … bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 9457 m2 ve B ile gösterilen 1459 m2 bölümlerin, eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirildiği, 1946 yılında yapılan orman tahditi ve 1975 yılında yapılan aplikasyon sırasında orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak Orman Yönetiminin görevlendirmesi ile orman yönetiminin uygulamalarında kullanmak üzere, kendi iç işi olarak orman sınır hattının aplikasyonu ve zeminde belirlenmesi işi sırasında orman sınırları içinde aplike edildiği, yapılan bu çalışmanın değeri bulunmadığı 1975 yılında yapılan aplikasyonun yasa ve yönetmeliğe uygun olduğunu bildirmişlerse de, raporlarına 1946 yılı orman tahditine ilişkin tutanak ve haritalarının nasıl aplike edildiği yönünde bir açıklama getirmemişler sadece soyut olarak açı ve mesafe uyumundan söz etmişler, buna göre, niçin 1975 yılında yapılan aplikasyonun sağlıklı, 21 numaralı komisyonun yaptığı çalışmanın ise niçin sağlıksız olduğu yönünde, aplikasyon işinin özüne uygun düşecek teknik bir açıklama yapmamışlar, çekişmeli taşınmazı, davacılar adına kayıt olan 390 sayılı parsel ve bu parselin komşularından oluşan toplu tarım alanları ile Sakızlıbucak devlet ormanı genel sınırı arasında şerit halinde uzanan tampon bölgede göstermişler, aplikasyonda sayısal metod kullanmışlardır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 1946 yılı orman tahdit sınrının nereden geçtiğinin saptanması, eğer tahdit dışında ise davacıların sınırlarını bildirdiği taşınmaz için zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Kural olarak bir yerde orman tahditi yapılmışsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı orman tahdit haritasının yöntemince zemine uygulanması suretiyle belirlenir, Orman tahditi hangi yöntem ile yapılmış ise orman tahditinin aplikasyonunu da aynı yöntem ile yapılması, Öncelikle orman tahditine ilişkin tutanaklarda sözü edilen sabit nokta ve mevkii isimlerine göre yeri tarif edilen orman sınır noktalarının zemindeki yerleri, tutanaklardaki açı ve mesafelere göre tek tek bulunması, zeminde bulunan bu noktaların yer değiştirip değiştirmediğinin irdelenmesi, bulunan noktalardan hareketle bulunamayan noktaların zemindeki yerlerinin işaretlenmesi, sonra tutanaktaki mesafe ve açılar ile karşılaştırılması, çalışmada orman tahditi sıraısnda kullanılan … fotoğrafı ve eski tarihli haritalardan faydalanılması, tutanaklar ile haritaların çelişmesi halinde, orman sınır noktalarını eski tarihli memleket haritası, ve … fotoğraflarıile desteklenen tutaklarda tarif edilen yerlerine değer verilmesi gereklidir.
Hükme dayanak yapılan raporu düzenleyen uzman bilirkişi kurulu tarafından, 1946 yılı orman tahditine ilişkin tutanak ve haritaların yasa, yönetmelik ve teknik izahname hükümlerine göre zemine aplike edilmesi, daha sonra bu taşınmazın bu hatta göre orman sınırları içinde kalıp kalmadığının saptanması gerekirken, yörede 1975 yılında 7 Numaalı Orman kadastro Komisyonun yaptığı aplikasyonun mu, yoksa 21 Numaralı Orman kadastro Komisyonun yaptığı aplikasyonun mu yasal olduğu? yönünde araştırma ve inceleme yapılmış, komisyonların yaptıklar çalışmalar, Orman kadastro Yönetmeliğinin 54 maddesi hükmüne göre çıkarılan teknik izahnamede belirtilen .yöntemler esas alınarak değil, izafi sözlerle değerlendirilmiştir. Bu nedenle orman sınır hattının belirlenmesine ilişkin araştırma ve bilirkişi raporları yeterli değildir.
Diğer taraftan,Sanık … hakkında 01.04.2000 tarihinde orman açma suçunu işlediğinden söz edilerek suç tutunağı düzenlenip, cezalandırılması için kamu davası açıldığı, davaya konu yerin kesinleşmiş orman kadastro sınırı içindeki devlet ormanı olduğu ve sanığın burayı işgal ettiğinin belirlendiği gerekçesiyle, orman işgal suçundan 6831 sayılı yasanın 93/1 ve 93/2, T. Ceza Yasasının 62. maddesi gereğince cezalandırılmasına, ancak CMK nun 231/5 maddesi greğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verilmiş 5 yıl lık denetim süresi içinde yeniden suç işlenmesi halinde mahkemenin hükmü açıklayacağına ilişkin … Sulh Ceza Mahkemesinin 17.07.2008 gün ve 2000/836-1023 sayılı kararının 13.09.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Borçlar Yasasının 53. Maddesi gereğince Sulh Ceza mahkemesinin sözü edilen kararı davacı gerçek kişileri bağlayacağı gibi, tüm araştırma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile çekişmeli taşınmaz bölümlerinin eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirildiği, üzerinde yer yer fıstık çamı ve diğer orman ağaçlarından bulunduğu, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin genel arazi kadastrosundan sonra, basit profil ve naylondan oluşan seralar yapılamak suretiyle işgal edildiği, başka bir kullanım şeklinin olmadığı, bu nedenle seralar dışında kalan bölümlerin zilyetlikle edinilecek yerlerden olmadığı, gerek 21 nolu Orman Kadastro Komisyonun belirlediği orman sınır hattı, gerekse sulh ceza mahkemesinin sözü edilen kararı nedeniyle, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet edildiğinin de söylenemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
SONUÇ; yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişilerin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişilere yükletilmesine, Yargıtay’daki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine uygun olarak taktir edilen 825,00.-TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak, red sebebi ortak olduğundan, eşit olarak davacı tarafa verilmesine 21.06.2011 günü oybirliği ile karar verildi.