YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7540
KARAR NO : 2011/11950
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 20.01.2010 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … köyü, civan mahallesi, … mevkiinde bulunan taşınmazın tapulama dışı bırakıldığını ve 45-50 yılı aşkın zamandır zilyetliğinde olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme şartlarının oluştuğu iddiası ile taşınmazın adına tapuya kayıt ve tescili talebiyle dava açmıştır. Mahkemece; çekişmeli taşınmaz 201 ada 1 nolu parsel içinde kalmakta olup orman olarak tapuda kayıtlı olduğundan ve zilyetlikle kazanılamayacağından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava arazi kadastrosu sırasında tapulama harici bırakılan taşınmazın medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuya tescili istemi ile açılmış olup yargılama sırasında yapılan keşif sonucunda çekişmeli taşınmazın 201 ada 1 nolu orman parseli içinde kaldığı tespit edilmiştir. 201 ada 1 parsel sayılı 7224025 m2 yüzölçümümdeki taşınmaz, yörede 1993 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman vasfı ile hazine adına tespit edilmiş ve tutanak 25.10.1993 ila 26.11.1993 tarihleri arasında ilan edilerek itirazsız kesinleşmiştir. Bu durumda dava, arazi kadastro sırasında 3402 sayılı Kadastro Yasa hükümlerine göre, arazi kadastro ekiplerince orman niteliği ile tespit tutanağı düzenlenip kesinleşmesi sonucu Hazine adına orman niteliğiyle tapuya tescil edilen 201 ada 1 parsel içinde kalan taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapusunun iptali ve tescili talebiyle açılan tapu iptali tescil davası niteliğindedir.
10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesinde “… iki ay içinde orman kadastro komisyonlarınca orman sınırları belirlenmemesi halinde, kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” Yine aynı yasanın 16/D maddesinde “devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde özel yasaları hükümlerine tabidir” hükümleri bulunmaktadır. Orman hukukuna ilişkin düzenlemeler özel yasa niteliğindeki 6831 sayılı Orman Yasasında yer almıştır. 3402 sayılı Kadastro Yasası 6831 sayılı Yasanın hiçbir maddesini yürürlükten kaldırmamış, aksine ormanlar hakkında mevcut olan özel orman yasasının uygulanacağını öngörmüştür. Bu bakımdan, niteliği orman olan taşınmazlar hakkında hukuk ve ceza konusunda çıkacak uyuşmazlıkların tümünün Özel Orman Yasasında yazılı hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi gerçekten uzman kuruluş olan orman kadastro komisyonlarının görevini, yani ormanları tespit etme işini, gerektiğinde genel arazi kadastrosu ekiplerine vermiştir.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi hükmüne göre, bir çalışma alanında orman belirleme işi, ister orman kadastro ekiplerince, isterse arazi kadastro ekiplerince belirlensin, kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş saymıştır. İkmal etme, tamamlama değildir. İkmal edilen ya da yapılan işlemin ilan edilmesi ve ilan süresinde dava açılmayarak kesinleşmesi veya ilan süresi içinde dava açılması halinde dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesi ile orman kadastrosu kesinleşecektir.
Yapılan ve kesinleşen işlem, orman kadastrosu olduğuna göre, temyize konu dava 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmüne göre açılan, tapu iptali davası değil, 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi hükmüne göre açılan, orman kadastrosunun iptalidir.
Orman niteliğinde olan bir yerin kadastro işlemi kesinleşmekle o taşınmaz kamu malı, orman niteliğini kazanır. Yukarıda açıklandığı gibi, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/D maddesinde ormanlar hakkında özel yasanın uygulanacağı yazılıdır. Kesinleşen orman kadastrosunun nasıl iptal edileceği 3402 sayılı Yasa değil, 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede ise, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak, tapulu taşınmazlar yönünden, tapu sahiplerine 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebileceği öngörülmüştür. Vergi kaydına, zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3 ve 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın görülebilirlik koşuludur. Bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığı davaya bakan hakim tarafından, tarafların istemi olmadan doğrudan doğruya gözönünde bulundurulması zorunludur. Hak düşürücü süre geçmişse davanın esası incelenemez. Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez.
Yukarıda belirtilen yasaların getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Yasanın 16/D maddesi hükmünde “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde, özel yasaları hükümlerine tabi olduğu”nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel yasa olan 6831 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.’nun 08.06.2005 gün 2005/20-327-377 sayılı ve 28.06.2006 gün 2006/20-467-494 sayılı kararlarında da aynen benimsendiği anlaşılmakla, davacının zilyetliğe dayanarak açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; 3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu, arazi kadastrosunun kesinleşmesi ile birlikte 1993 yılında kesinleşmiş ve dava konusu parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmazlar kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/D ve 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir. Davacı tapuya dayanmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemez. Zilyetliğe dayalı olarak davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, farklı bir gerekçeyle reddi doğru değilse de, redde ilişkin hüküm sonuç olarak doğru olduğundan, usul ve yasaya uygun olan hükmün 6100 sayılı Yasanın 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/son. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 24.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.