Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/7566 E. 2011/11562 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7566
KARAR NO : 2011/11562
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … beldesi, … Mahallesi … mevkiiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, krokide (A)= 9056,30 m2 ve (B)= 14715,22 m2’lik taşınmazların davacı adına tapuya tesciline (C) bölümüne yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1975 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 28.09.2976 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, yörede 1975 yılında 1744 sayılı Yasaya göre yapılan orman sınırlandırmasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin orman sınırları dışında bırakıldığı, memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda kaldığı, eğiminin yüksek olduğu, 1976 yılında yapılan arazi kadastrosunda 159 ve 160 parsel numarası verilerek Hazine adına tespit edilmişse de kişilerin zilyetliğe dayanarak açtığı dava sonucu Tapulama Mahkemesinin 1979/92 – 1983/28 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın Medeni Yasanın 641 ve Tapulama Yasasının 33/son maddeleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, köklü kayalık ve çalılıkların zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan yerlerden olması nedeniyle kişilerin davasının reddi ile Tapulama Yasasının 2. maddesi gereğince tapulama dışı bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın keşif sırasında çekilen fotoğraflarının incelenmesinde ise üzerinde köklü kayalıklar ve maki türleri bulunduğu, genel görünüm itibarıyla taşlık ve kayalık olup zilyetlikle kazanılamayacak yer görünümünde olduğu anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan jeolog ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın öncesinin keletelik arazi olduğu, keşifteki bulgu ve incelemelere göre üzerinde iki adet evin olduğu ve genel görünümünün %75’inin taşlık ve kayalık olduğu, toprağın kayalıklar arasında
cepler halinde bulunduğu, taşınmazın üzerinde belirgin bir imar ve ihya çalışmasının yapılmadığı ve doğal hali ile bulunduğu, içindeki taşlık ve kayalık alanların temizlenmediği, dar kelete alanlarından açığa çıkan kaya parçalarının bir kısmının kenarlara atılması ve üzerinde bulunan delice ve harnup ağaçlarının aşılandığı açıklanmıştır. Bu tür yerlerde 3402 sayılı Yasanın 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Davacı adına tescile karar verilen ve temyize konu taşınmazın, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılmadığı ve taşlık, kayalık ve makilik bölümlerinin taşınmazın büyük bölümü içinde dağınık halde bulunduğu M.Y.’nın 715/2. ve 3402 sayılı Yasanın 16/C maddeleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında kayalık olup, tescil ve sınırlandırmaya hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacak taşınmaz hakkında imar ihyasının dahi tamamlanmadığı düşünülerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.