YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7714
KARAR NO : 2011/6686
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı- karşı davacı … davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2007/2017-5234 sayılı 18.04.2007 günlü bozma kararında özetle: “temyiz itirazları fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 11.11.2005 tarihli ek krokili raporda (A, C ve D) ile işaretlenen bölümlerine yönelik olup, mahkemece bu yerler hakkında yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak alınan orman bilirkişi raporunda temyize konu taşınmazlar siyah beyaz memleket haritası üzerinde aplike edilmiştir. Bu durumda, orman bilirkişinin düzenlediği rapor, temyize konu çekişmeli yerlerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığı gibi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları da yeterince araştırılmamıştır. Bu nedenle, mahkemece eski tarihli memleket haritası, 1957 baskı tarihli memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, yeniden usulüne uygun keşif yapılması, temyize konu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde davanın reddine karar verilmelidir.
Temyize konu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında öncesi ve halen orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davacı gerçek kişinin bu yeri Hazineye karşı 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıldığını kanıtlaması gerekeceğinden, bu kez taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak 1970-1980’li yıllara ait hava fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte hava fotoğrafları; topoğrafik harita ve temyize konu taşınmazların koordinatlı krokisi ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri bu belgelerle denetlenerek fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, kadastro tesbit tarihine kadar geçen zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalı, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8 – 939 – 1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacı kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı ile eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacının davasının kısmen kabulüne ve dava konusu Selampınar Mahallesinde bulunan 06.10.2010 günlü fen bilirkişi krokisinde (A) ile işaretli 10846,00 m²’ lik kısmı ile (C) ile işaretli 18752,00 m²’lik kısımlarının tarla niteliğiyle davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davalı-karşı davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve 06.10.2010 günlü fen bilirkişi krokisinde (D) ile işaretli 362,00 m²’lik kısmının tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebinin reddine, dava konusu olan (B) ve (F) ile gösterilen taşınmazlara ilişkin açılan dava yönünden karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı … davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1979-1980 yıllarında yapılıp 28.08.1980 tarihinde kesinleşmiştir. Arazi kadastrosu sırasında çekişmeli yerler çalılık olarak tescil harici bırakılmışlardır.
Mahkemece çekişmeli (A) ve (C) ile gösterilen taşınmazların orman sayılmayan yerlerden oldukları ve 3402 sayılı Yasanın 14-17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle tarla niteliğiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmişse de delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten ,davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoroskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir. Hükme dayanak alınan rapor ile Dairenin geri çevirme kararları üzerine alınan ek raporlarda taşınmazların 1957 basımlı memleket haritası, 1948 ve 1987 tarihli hava fotoğraflarında çalılık işaretli yeşil renkli alanda görüldükleri anlaşılmaktadır. Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince taşınmazın tescili için dava tarihine kadar 20 yıllık aralıksız ve çekişmesiz zilyetlik süresinin geçmesi gerekmektedir. 1987 tarihli hava fotoğrafında çevresiyle birlikte çalılık niteliğinde olan yerde, davanın açıldığı 2004 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik şartının gerçekleştiğinden söz edilemez.
O halde, mahkemece davacının davasının davanın reddine, karşı davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de; orman bilirkişi kurulu tarafından incelendiği halde hava fotoğrafının denetime elverişli olacak şekilde rapora eklenmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; karşı davacı … davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 02.06.2011 günü oybirliği ile karar verildi.