YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7837
KARAR NO : 2011/11729
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26/10/2009 gün ve 2009/11271 – 15689 sayılı bozma kararında özetle; “Kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bozma nedeni olduğu belirtilerek diğer yönler incelenmeden hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve ve dava konusu 133 ada 21 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2599.73 m²’lik bölümünün son parsel sayısı ile çamlık-çalılık niteliğinde Hazine adına; krokide (B) ile gösterilen 9370,54 m²’lik bölümün ise 133 ada 21 parsel sayısı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, krokide (A) ile gösterilen bölüm üzerinde bulunan 35 adet zeytin ağacının davacıya ait olduğunun beyanlar hanesinde şerh verilmesine, davacının tazminat istemini atiye terk etmesi nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına; her ne kadar davacı tarafından kendisine ait taşınmazın bir bölümünün köy yolu olarak ayrılması nedeniyle el atmanın önlenmesi davası açılmış ise de davalı tarafın davacıya ait taşınmaza el atmasının bulunmaması nedeniyle bu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm dahili davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1964 yılında seri bazında yapılıp 10/12/1965- 10/12/1966 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları yapılmış, temyize konu davanın varlığı nedeniyle kesinleşmemiştir.
Mahkemece varılan sonuç toplanan delillere uygun düşmemiştir. Şöyle ki; davacı gerçek kişi asliye hukuk mahkemesinde kendisine ait taşınmazın içinden yol geçirildiği (kadastro sırasında 133 ada 21 parsel sayılı taşınmaz içinde tespit görmeyen ve kadastro paftasında yol olarak gösterilen bölüm) iddiasıyla köy tüzel kişiliğine husumet yönelterek, yol olarak açılan yere el atmanın önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Daha sonra davacının asliye hukuk mahkemesinde dava ettiği bu yer, kadastro sırasında da paftada yol olarak belirlenmiştir. Asliye hukuk mahkemesince davacının dava ettiği yer hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle dosya görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine gönderilmiş ise de, davacın dava ettiği yer, az yukarıda belirtildiği gibi kadastro paftasında yol olarak belirlenmiş ve hakkında tutanak düzenlenmemiştir. Hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkındaki davalara bakmak 3402 sayılı Yasaya göre genel mahkemelere aittir.
Öte yandan davacı kişi, köy tüzelkişiliğine husumet yönelterek kadastro mahkemesinde de köy tüzelkişiliğine husumet yönelterek ayrıca dava açmış ise de, kadastro davaları, tespit ya da komisyon kararı ile malik gösterilen kişi ya da kişilere husumet yöneltilerek açılması gerekir. Somut olayda; davacı kişi, kadastro mahkemesinde tespit maliki olmayan köy tüzelkişiliğine husumet yönelterek dava açmış, mahkemece askı ilan süresinden sonra tespit maliki Hazine davaya dahil edilmiştir. Islah ile bile olsa davada taraf değiştirilemez ve yanlış husumet yöneltilerek açılan dava tesbit tutanağının kesinleşmesini önlemez. Tespit maliki Hazinenin davaya dahil edildiği tarihte 30 günlük askı ilan süresi geçmiş ve tutanak kesinleşmiştir. Tesbit tutanağının kesinleşmesinden sonra açılacak davalara bakma görevi 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince genel mahkemeye aittir.
Görüleceği üzere, mahkemece, davalı köy tüzelkişiliğine karşı kadastro mahkemesinde 133 ada 21 parsele yönelik olarak açılan dava yönünden, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak kadastro sırasında çamlık, çalılık niteliğiyle Hazine adına tespit gören 133 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olan Hazinenin davaya dahil edildiği tarihte 30 günlük askı ilan süresi geçmiş ve tutanağın kesinleşmiş olması ve asliye hukuk mahkemesinde görülen davanın konusunun kadastro sırasında hakkında tutanak tutulmayan ve paftada yol olarak gösterilen taşınmaza ilişkin olması nedenleriyle davacı kişinin Hazine aleyhine 133 ada 21 parsel sayılı taşınmaza karşı ve köy tüzelkişiliği aleyhine yol olarak açıldığını iddia ettiği taşınmaza el atmanın önlenmesine yönelik açtıkları davaların görev yönünden reddine ve 133 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının onaylı bir örneğinin dava dosyası içinde bırakılarak dava dosyasının görevli asliye hukuk mahkemesine, kesinleşen tesbit gibi işlem yapılması için tutanak aslı ve eklerinin de kütükler devir edilmişse tapu sicil müdürlüğüne, edilmemişse kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.