YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8133
KARAR NO : 2011/7655
KARAR TARİHİ : 20.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1993 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … mahallesi 139 ada 376 parsel sayılı 8087,63 m2 ve 139 ada 386 parsel sayılı 14266,67 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden davalı adına tespit edilmiş olup halen ayni şekilde tapuda kayıtlıdır. Davacı …, taşınmazların 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece; davanın kısmen kabulüyle 139 ada 376 parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 139 ada 386 parsele yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından 139 ada 386 parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların tapusunun iptali ile tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1993 yılında yapılan ve 12.10.1993 – 11.11.1993 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1988 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanununun uygulamalarına esas olmak üzere 6831 sayılı Yasa gereğince orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapıldığı anlaşılmakta olup orman işletme şefliğinin 09.03.2007 tarihli cevabi yazısında orman kadastrosunun 10.08.1989 tarihinde kesinleştiği bildirilmiştir. Dairenin 30.06.2008 tarihli iade kararında orman kadastrosuna ilişkin ilan tutanağı istendiği halde orman tahdidine ilişkin işe başlama – çalışma ve işi bitirme tutanakları getirtilmiş, ilan tutanağı getirtilmemiştir. Ayrıca, dava dosyasında bulunan orman tahdit haritası ile orman bilirkişiler tarafından düzenlenen 29.06.2007 tarihli rapora ve 12.11.2008 tarihli ek rapora ekli orman tahdit haritası ile irtibatlı krokide gösterilen 173 – 174 – 175 – 2056 – 2057 – 2058 – 2059 – 2051 – 2052 – 2053 – 2054 ve 2055 OTS noktaları arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Orman kadastro haritası ve tutanakları ile hükme esas alınan bilirkişi krokisi çelişkili olup, mahkemece bu yön üzerinde durularak çelişki giderilmemiştir. Orman kadastro haritası ile çelişen bilirkişi rapor ve krokisine dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle yörede 1988 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait ilan tutanağı getirtilmeli ve önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak 4 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle 139 ada 386 parselle yönelik hükmün BOZULMASINA 20.06.2011 günü oybirliği ile karar verildi.