YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8208
KARAR NO : 2011/8318
KARAR TARİHİ : 29.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Şirket tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1957 yılında yapılan kadastro sırasında … Mahallesi 390 parsel sayılı 35.480 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1954 tarih 178 sıra nolu tapu kaydı ve 218 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … Seke adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiş, daha sonra satış yoluyla davalı şirkete geçmiştir.
Davacı Hazine, 390 parsel sayılı taşınmazın 2.022,57 m2 yüzölçümlü bölümünün 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili, davalı şirketin el atmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın … ve orman bilirkişi kurulu tarafından ortak düzenlenen krokili raporda (D) ile işaretlenen 2.022,57 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptal edilerek hazine adına tapuya tesciline ve davalı şirketin bu yere yönelik elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 28.07.1947 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp, 05.12.1974 tarihinde itirazlı yerlerde ise 08.03.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 16.08.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dava, kesinleşen orman rejimi dışına çıkarma haritası içinde kalan tapu kaydının iptali tescil ve elatmanın önlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporlarına çekişmeli taşınmazın (A, B ve D) ile işaretlenen kesimlerinin 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığına, daha sonra (D) ile işaretlenen bölümünün 3302 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla XXII poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına, kaldı ki çekişmeli taşınmazın temyize konu (D) ile işaretlenen kesimi daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı
kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceğine, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığına, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalı şirkete hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağına ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğuna, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağına göre … şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 sayılı yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı yasaya eklenen Geçici 11. maddesinde “Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu sebeple hüküm fıkrasında yer alan harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin “4. ve 5 bentlerin” tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı yasaya eklenen 36/A maddesi ve 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesi uyarınca davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Hazine yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün H.U.M.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince onama harcı alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 29/06/2011 günü oybirliği ile karar verildi.