Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/8377 E. 2011/12306 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8377
KARAR NO : 2011/12306
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 124 ada 1, 120 ada 156, 155, 154, 92, 113 ada 1, 107 ada 4, 104 ada 1, 3, 103 ada 2, 4, 101 ada 385, 372, 349, 160, 118, 75, 125 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına, 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, 01.06.1952 tarih 208 cilt, 181 sahife, 23 sıra nolu tapu kaydı, 101 ada 342 parsel sayılı taşınmaz 26.12.2002 tarih 257 cilt, 84 sahife, 1 sıra nolu, 101 ada 328 parsel sayılı taşınmaz 27.02.1976 tarih 244 cilt, 22 sahife, 11 sıra, 27.02.1976 tarih 244 cilt, 28 sahife, 5 sıra, 27.02.1986 tarih 250 cilt, 26 sahife, 2 sıra sayılı tapu kayıtları nedeniyle davalı … adına, 101 ada 480 ve 470 parsel sayılı taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … köyü Tüzelkişiliği adına tespit edilmiştir. Hazine, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları iddiasıyla tüm parsellere, davacı gerçek kişi ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla 101 ada 372 sayılı parsellere karşı dava açmıştır. Yargılama sırasında dava konusu 101 ada 480 ve 470 sayılı parsellere ilişkin olarak husumet … Köyü Tüzelkişiliğini yaygınlaştırılmıştır. Mahkemece, 101 ada 160 ve 113 ada 1 sayılı parsellere ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, davacı gerçek kişi ve Hazinenin davasının REDDİNE ve dava konusu 124 ada 1, 120 ada 156, 155, 154, 92, 107 ada 4, 104 ada 1, 3, 103 ada 2, 4, 102 ada 1, 101 ada 328, 342, 470, 480, 385, 372, 349, 118, 75, 125 ada 2 sayılı parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm Hazine ve davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır.
1) Davacı gerçek kişinin 101 ada 372 parsele ilişkin temyiz itirazları yönünden; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın davacı gerçek kişinin murisleri tarafından mescit yeri olarak bağışlandığı, bu nedenle davacı yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı belirlendiğine göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı Hazinenin 101 ada 470 ve 480 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına ilişkin olarak; bu parsellere ilişkin açılan davada adına tespit yapılan … Köyü Tüzelkişiliği aleyhine usulüne uygun olarak açılan bir davanın bulunmadığı, 6100 sayılı H.M.Y.nın 176. (eski 1086 sayılı H.Y.U.Y.nun 83.) maddesi gereğince davanın taraflarının ıslah yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
3) Davacı Hazinenin diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, davalı köy tüzelkişiliği yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ve çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu 101 ada 75 ve 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazların sınırında orman bulunmasına rağmen bu parsellere ilişkin orman araştırması yapılmamış, 101 ada 342 parselin tespitine dayanak alınan 2002 tarih 1 sıra nolu tapu ve 101 ada 328 parselin tespitine dayanak alınan Asliye … Hukuk Mahkemesinin 1973/418 – 1975/528 sayılı dosyası getirtilerek taşınmazlara uygulanarak kapsamları belirlenmemiş, hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ile … taşınmazlarla birlikte değerlendirilmemiştir.
Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bu hususta araştırma yapılmamıştır. Bu yerde orman kadastrosu yapılmışsa, kural olarak: bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 sayılı Yasa hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Çünkü, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle; 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanakları sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasalar ile 05.11.2003 gün 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazların bulunduğu köyde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı orman yönetiminden sorularak, yapıldı ise; orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin dosyaya getirtilmesi, orman tahdidi yapılmamış veya 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılmış ise kesinleşmeyeceğinden; eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri veya orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli 101 ada 75 ve 124 ada 1 sayılı taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle belirtilen taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleştiğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamında orman içi açıklığı olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Eğer yukarıda belirtilen şekilde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu var ise; orman kadastro haritası ve tapulama paftası ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine aktarılarak taşınmazın tahdit hattına göre konumunun belirlenmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, 101 ada 75 ve 124 ada 1 sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, bu taşınmazlar ile birlikte 120 ada 156, 155, 154, 92, 107 ada 4, 104 ada 1, 3, 103 ada 2, 4, 102 ada 1, 101 ada 328, 342, 470, 480, 385, 372, 349, 118 ve 125 ada 2 sayılı taşınmazlar yönünden zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, taşınmazları çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine davalı taşınmazlardan toprak numunesi aldırılıp toprak yapısı hususunda inceleme yaptırılmalı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; üzerlerindeki ağaçların cinsi, yaşı, sayısı, dağılımı ve kapalılık oranı belirlenmeli, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadıkları belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; dava konusu taşınmazların ve komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı köy tüzelkişiliği yanında, önceki zilyedleri yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; aleyhine temyiz yasa yoluna başvurulmayan 113 ada 1 ve 160 ada 1 sayılı parsellere ilişkin açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen sicil oluşturacak şekilde karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:1) Yukarıda 1. bendde sayılan gerekçelerle davacı gerçek kisinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bendde sayılan gerekçelerle davacı Hazinenin 101 ada 470 ve 480 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollamasıyla H.Y.U.Y.nun 438. maddesi gereğince ONANMASINA,
3) Yukarıda 3. bendde sayılan gerekçelerle davacı Hazinenin 124 ada 1, 120 ada 156, 155, 154, 92, 107 ada 4, 104 ada 1, 3, 103 ada 2, 4, 102 ada 1, 101 ada 328, 342, 385, 372, 349, 118, 75, 125 ada 2 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsellere ilişkin hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollamasıyla H.Y.U.Y.nun 438. maddesi gereğince BOZULMASINA 31/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.