YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8455
KARAR NO : 2011/8334
KARAR TARİHİ : 29.06.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Abdülkerim Akman tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/07/2010 gün ve 2010/6943 – 2010/10140 Esas-Karar sayılı bozma kararında özetle: “Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda “Açılan davanın kısmen kabulü ile dava konusu … Köyü 103 ada 43, 45 ve 46 parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu parseller yönünden davanın kabulü ile tutanakların iptali ile taşınmazların orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, 103 ada 39 nolu parselin ise tamamının orman sayılmayan yer olduğu anlaşıldığından tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline” dendiği halde, gerekçeli kararda “Açılan davanın kısmen kabulü ile yapılan tespitin iptaline, dava konusu … Köyü 103 ada 44 ve 47 parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu parseller yönünden davanın kabulü ile tutanakların iptaline taşınmazların orman vasfı ile maliye hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline,103 ada 39 nolu parselin ise tamamının orman sayılmayan yer olduğu anlaşıldığından tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline” denmiştir. Oysa kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni oluşturduğu” ifade edilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, açılan davanın kabulüne ve orman bilirkişi raporunda belirtilen … köyü 103 ada 39,43, 45 ve 46 nolu parsellerin tamamının orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle yapılan tespitlerin iptali ile taşınmazların orman vasfıyla maliye hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Abdülkerim Akman tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların çevresindeki 103 ada 40, 42, 44, 47 ve 48 parsellere karşı açılan davaların kabul edilerek taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilerek kesinleştikleri, bu durumda çekişmeli taşınmazların dört tarafının orman ile çevrili hale geldiği, kaldı ki taşınmazların önceki durumları itibariyle dahi çevreleriyle birlikte 6831 sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi hükmü gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu düşünülerek, davacı … Yönetiminin davasının tüm taşınmazlar yönünden kabulü, 43 parsel yönünden ise Orman Yönetimi lehine usuli kazanılmış hak bulunduğundan bahisle kurulan hükümde sonuç olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak hükümden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı gerçek kişi aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğinden ve hükümden sonra yürürlüğe giren yasa değişikliğinden kaynaklanan bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin 2., 3. ve 4. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ve yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren … yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine ve onama harcının alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 29/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.