Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/8519 E. 2011/12367 K. 01.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8519
KARAR NO : 2011/12367
KARAR TARİHİ : 01.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 2009/1446-3997 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazın (C) bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; dosyaya gelen bilgi ve belgelerden çekişmeli taşınmazın bulunduğu Kirazlı Köyünde 9.125.791,33 m2 yüzölçümlü toplam 17 parça taşınmazın Milli Emlak Müdürlüğünün 16.03.2004 gün 207 sayılı onayı ile Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu taşınmazların nereler olduğu araştırılmamış, tahsis krokisi bulunduğu yerden getirtilerek keşif sırasında uygulanmadan hatta yerel bilirkişi ve tarafların göstereceği zilyetlik tanıkları ve tutanak bilirkişileri dinlenmeden, taşınmazın niteliği konusunda ziraat bilirkişi incelemesi de yaptırılmadan karar verilmiştir. Taşınmaza orman niteliği ile tutanak düzenlendiğine göre, davacı çekişmeli taşınmazın özel mülke konu olacak yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanma koşullarının da oluştuğunu ispatlamak zorundadır.
O halde; dava konusu taşınmazların orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile dava konusu 112 ada 94 sayılı parselin (A) işaretli 1970,73 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesine göre açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1965 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 ve 1989 yıllarında yapılarak kesinleşen aplikasyon, 2. madde ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 11.11.1999 tarihinde kesinleşmiştir
Mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma kararında “taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı” denildiği halde, zilyetlik iddiasıyla açılan davada bozmadan önce ve sonra yerel bilirkişi ve tanık dinlenmediği usulüne uygun zilyetlik araştırmasının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle;
Mahkemece, çekişmeli taşınmaza komşu parsel tutanak ve dayanakları, getirtildikten sonra yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de Ttapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve davalılardan Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişi ve Orman Yönetimine iadesine 01/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.