Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/8645 E. 2011/12720 K. 15.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8645
KARAR NO : 2011/12720
KARAR TARİHİ : 15.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı – davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 155 ada 99 parsel sayılı, 12064,17 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 28/07/1981 tarih 9 sayılı tapu kaydı ile … adına, 155 ada 98 sayılı parsel hali arazi niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, 99 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydının eksik uygulandığını belirterek 98 parselin 4936 m2’lik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile kendi adına tescili, Hazine ise … adına tespit gören 99 sayılı parselin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. davalar birleştirilmiştir. Mahkemece, davacı …’ın davasının reddi ile 155 ada 98 sayılı parselin tespit gibi tesciline, Hazinenin davasının kabulü ile dava konusu 155 ada 99 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı-davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1948 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılmıştır.
Mahkemece, dava konusu 98 sayılı parselin davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kalmadığı, 99 sayılı parselin ise kesinleşmiş orman tahdidi sınırları içinde kaldığı belirlenerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Dosya arasında bulunan orman kadastro tutanak ve haritalarının incelenmesinden yörede ilk orman kadastrosunun yöreye ait hava fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu yöntemle yapılan orman kadastrosunda orman tahdit nokta ve hatları hava fotoğraflarına işlenmekte ve detay tarifleri günlük olarak düzenlenen tutanaklara yazılmaktadır. Arazi çalışmaları bitirildikten sonra hava fotoğrafları stereomikrometre – SGM4 aletiyle değerlendirilip orman sınır nokta ve hatları 1/10 000 ölçekli haritalar üzerine aktarılarak orman tahdit haritaları oluşturulmaktadır. Bir yörede orman kadastrosu hangi yöntemle yapılmışsa mahkemece uyuşmazlığın çözümünde de o yöntem uygulanmalıdır. Bu sınırın belirlenmesinde en doğru yol gösterici ise yine o tarihteki hava fotoğrafına yansıyan orman ve tarım alanlarının görüntüleridir. Ancak, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, tahdit uygulaması yapılırken yukarıda belirtildiği gibi bir uygulama ve inceleme yapılmamıştır. Ayrıca, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/12/1980 tarihli 1980/70-307 sayılı tescil dosyası getirtilip usulüne uygun şekilde uygulanmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; mahkemece, yörede yapılan orman kadastrosuna ilişkin çalışma tutanakları ile orman kadastrosu ile bu haritaların düzenlenmesinde altlık olarak kullanılan haritalar, eski tarihli memleket haritası ve varsa amenajman planı, yörede 1948 yılında yapılan orman kadastrosunda kullanılan, orman sınır, nokta ve hatlarının işlenmiş olduğu hava fotoğrafı ile Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/12/1980 tarihli 1980/70-307 sayılı tescil dosyası bulundukları yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ile orman sınır nokta ve hatlarının işlenmiş olduğu hava fotoğraflarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafının ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesi değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan toprak yapısı ve üzerindeki bitki örtüsünü de içeren krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, yukarıda izah edilen tüm bu olgular yanında 6831 sayılı Yasanın 7 maddesini değiştiren 4999 sayılı Yasanın 3 maddesinde “……. evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların……. orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fennî hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü yer aldığından; 02/09/1986 Tarih ve 192095 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelikte de benzer hükümler bulunup 15/07/2004 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26/h maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastro komisyonlarınca devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı belirtildiğinden, hava fotoğrafındaki tarım ve orman alanı sınırının esas alınması, hava fotoğrafına göre orman alanı olarak görünen ve ayrıca eylemli orman niteliğinde bulunan taşınmaz bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmeli, ayrıca Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/12/1980 tarihli 1980/70-307 sayılı tescil dosyası getirtilerek fen bilirkişi ve yerel bilirkişiler marifetiyle zeminde uygulanmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler gözetilmeden kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı- davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.