YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8647
KARAR NO : 2011/12729
KARAR TARİHİ : 15.11.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 113 ada 37 parsel sayılı 75,56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, sulh hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Sulh hukuk mahkemesinde davacı … tarafından davalılar … ve … aleyhine açılan zilyetliğin tesbiti ve tahliye davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline, davalıların müdahalesinin men’ine, tahliye talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4/3 maddesi gereğince yapılmış, çekişmeli taşınmaz bu işlemde orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve taşınmazın davalılar tarafından davacıya satıldığı gerekçesiyle davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 5, 26, 27 ve 30/2 maddelerinde kadastro tespit tarihinden önce dava konusu olan taşınmazlar hakkında ne gibi işlem yapılacağı gösterilmiştir. Davacının davalılar aleyhine açtığı dava deniyle dava konusu taşınmaz hakkında malik hanesi ve niteliği boş bırakılmak suretiyle tespit tutanağı düzenlendiğine göre, 3402 sayılı Yasanın 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince yargılamaya devamla, bu tür davalarda yasal hasım olan Hazine davaya dahil edilip, husumet yaygınlaştırılıp taraf oluşturulduktan sonra 3402 Sayılı Yasanın 30/2.maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmaz hakkında tüm deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın Zorkun Yaylasında olduğu belirlenmesine rağmen, yayla konusunda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. O halde;
Mahkemece, öncelikle Hazine davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra, taşınmazın Zorkun Yaylasında bulunduğu bildirildiğine göre usulüne uygun yayla araştırmasının yapılması gerekmektedir. Yaylalara ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin komşu köylerden seçilmesi, taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak bildirilmesi gerektiğinin düşünülmesi, bilirkişi ve tanıkların taşınmazın başında dinlenilmesi, tarafların dayanağı olan kayıtların usulen mahallinde uygulanması, uygulamada komşu parsellere ilişkin kayıt ve belgelerden yararlanılması, taşınmazın niteliği konusunda bilirkişi ve tanıklar ile uzman ziraatçi bilirkişiden ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınması, tasarruf durumunun kesin ve maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, taşınmazın yayla olduğu sonucuna varıldığı takdirde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 31.01.2001 gün ve 2000/8-1836-2001/13; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.02.2004gün ve 2003/8340-894; aynı Dairenin 09.03.2004 2003/9190-1666; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.02.2002 gün ve 2002/269-976 sayılı Kararlarında da değinildiği gibi, yayla, genel bir tanımıyla “Bir veya birkaç köy, kasaba halkının yaz aylarında hayvanlarını otlatmak ve serinlemek için tahsisen veya kadimen yararlandığı arazi parçaları” olarak ifade edildiği, yaylak; mer’a ve kışlaklar gibi köy ve belde halkının ortak yararlanmasına terk ve tahsis edilen mülkiyeti Hazineye ait yerlerden olduğu, Medeni Yasanın 641 ve 3402 sayılı Yasanın 16/B madde hükümleri uyarınca kamu malı niteliğinde ve sınırlandırmaya tabi olup kazandırıcı zamanaşımı ve zilyedlik yolu ile edinilmeyeceği, M.K.nun 912. maddesi hükmüne göre özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilemeyeceği, bu tür yerlerden doğal olarak yararlanabilmenin gereği, yaylalar üzerinde geçici nitelikte basit bina ve hayvan ağılı bulunabileceği, ancak yerleşim amacına yönelik kalıcı inşaat ya da tarım yapılmış olması sonucu zilyetlik süresi ne olursa olsun yaylalarda özel mülk olarak toprak kazanılamayacağı, 4342 sayılı Mera Yasasının 4/1. maddesinin gereğince “Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında” olduğu gibi, çekişmeli taşınmazda ve aynı bölgedeki benzer taşınmazlar için yapılan keşiflerde yerel bilirkişi ve tanıklar bu taşınmazların Zorkun Yaylasında bulunduğunu bildirdikleri, eski tarihli haritalarda çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ve etrafına Zorkun Yaylası nitelendirilmesi yapılmak suretiyle harita üzerine yazıldığı, H.Y.U.Y.’nın 238/2. maddesinin “Maruf ve Meşhur olan hususlar münazaalı sayılmaz.” hükmü gereğince dava konusu taşınmazın bulunduğu Zorkun, Büyükküreci, Oluk Başı, Mitisin, ve Ürün Yaylası gibi aynı bölgede bulunan yaylaların, sadece bölge halkı tarafından bilinmeyip, herkesin bildiği ve tanıdığı, yurt genelinde maruf yaylalar olduğu, umumun kullanımına ait yaylaların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, bir an için taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olduğu kabul edilse bile, sadece ev yapmak suretiyle sürdürülen zilyetliğin de taşınmazın ekonomik amacına uygun olmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişiler vekili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 15/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.