Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/8781 E. 2011/8741 K. 05.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8781
KARAR NO : 2011/8741
KARAR TARİHİ : 05.07.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 14.12.2010 gün ve 2010/14261-15853 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, davaya konu … köyü, 101 ada 1 parsel sayılı 9192325,65 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, Uzuntarla mevkii, temmuz 1324 tarih 108 (gittisi 18.01.1939 tarih122) ve … mevkii temmuz 1324 tarih 107 numaralı tapu kayıtlarına dayanarak murislerinden kendisine kalan iki parça taşınmazın orman olmadığı halde orman sınırları içerisinde gösterildiğini ileri sürerek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, … köyü, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/12/2010 tarih, 2010/14261-15853 sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “Davaya konu 101 ada 1 sayılı orman parseli içinde bulunan bu yerlerin eski tarihli hava fotoğrafında orman olarak göründüğü ve halen de eylemli orman niteliğinde olduğu, bu nedenle davacının dayandığı tapu kaydının bu yere uyduğu düşünülse dahi 4785 sayılı Yasa karşısında yasal değerini yitirdiği ve sonuca etkili olmadığı, devlet ormanlarının da Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169/1-2, Kadastro Yasasının 16/D, 18/2. maddeleri, Orman Yasası ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre tabi servet niteliğinde olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, tapu yada kazandırıcı zaman aşımı yoluyla veya başka bir yol ile iktisap edilemeyeceği dikkate alındığında 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen kararın doğru olduğu, ancak keşifte davacının davasına konu yaptığı bir kısım taşınmazların 133 ada 9, 17, 18, 19, 20, 21 sayılı parsellerin bir bölümü olduğunun belirlendiği, bu parsellerin tespit maliklerinin sonradan davaya dahil edilerek adlarına duruşma günü tebliğ edildiği, davaya dahil edilme tarihinde 3402 sayılı Yasanın 11. maddesindeki ilan süresinin geçirildiği ve tutanaklarının kesinleştiği, kadastro tespit tutanaklarının kesinleşmesinden sonra açılacak davalara bakma görevinin kadastro mahkemesinin görevi dışında olduğu gözetilmeksizin, mahkemece dava konusu olan bu parseller hakkında da davanın reddine karar verilmiş olduğu, bu durumda kararın kesinleşmesi halinde tarafları yönünden kesin hükmün söz konusu olacağı, oysa, anılan parsellere yönelik davanın esastan değil görevden reddedilmesi halinde davacının, bu kararın kesinleşmesinden itibaren 10 günlük süre içinde görevli mahkemeye başvurarak davasını sürdürebileceği, bu nedenle 133 ada 9, 17, 18, 19, 20, 21 sayılı parseller hakkındaki davanın görev yönünden reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı” açıklanarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Süresi içinde davacı tarafından bu kararın düzeltilmesi istenmektedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. madde hükmüne göre yapılmıştır.
Mahkemece taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Taşınmaz başında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazların 20- 30 yıl önce ekilip biçilen tarla iken terk edilmesi nedeniyle orman bastığını, öncesinde karasabanla sürüldüğünü, o
dönemde de bir miktar korunmuş orman ağaçlarının olduğunu bildirmişlerdir. Tarım uzmanı bilirkişi bu yerler üzerinde seyrek vaziyette bulunan çam, meşe, gürgen ve ahlat ağaçlarının 5 ila 25 yaşlı olduklarını açıklamıştır. Orman bilirkişi tarafından yapılan uygulamaya göre taşınmazlar memleket haritasındaki konum gösterimine göre açık alanda kalmaktadırlar. Bilirkişi 1951 tarihli hava fotoğrafı görüntülerinde orman mevcut olduğunu açıklamışsa da bu belge üzerinde uygulama yapılıp dosyaya eklenmemiştir.
Davacının dayandığı Temmuz 324 tarih, 107 numaralı, tarla nitelikli, 2757 m2 yüzölçümündeki Doğusu: …, Batısı: dere, Kuzeyi: doruk, Güneyi: … hudutlu kayıt ile Temmuz 324 tarih, 108 numaralı, 1838 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli, Doğusu: … tarlası, Batısı: dere, Kuzeyi: Hüseyin bey oğlu tarlası, Güneyi: dere hudutlu tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren sıra izler biçimde getirtilerek, kadastro sırasında herhangi başka bir parsele uygulanıp uygulanmadığı araştırılmamıştır. Tapular 3402 sayılı Yasanın 20. maddesi gereğince yöntemine uygun bir biçimde uygulanarak, uyduğunun belirlenmesi halinde 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinin ilgili fıkralarında yazılı istisna bentlerinin kapsamında kalıp kalmadığı da tartışılmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve varsa krokileri ile dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dayanak tapunun çekişmeli yere uyup uymadığı tartışmaya yer bırakmayacak şekilde belirlenip;
1- 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinde sayılan istisnalar kapsamına girip girmediği,
2- Kayıtların miktarı ile geçerli kayıt olup olmadığı,
3- Miktar fazlası varsa ormandan açma yapılarak kazanılıp kazanılmadığı yönü üzerinde de durulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Davacı …’ın karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 05/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.